22.9.12

sonbahara mektup

merhaba sonbahar,
rüzgarlarla birlikte geliyorsun, yapraklara üfleyip arka plan müziği yapsınlar mı istiyorsun sana? havayı garip bir koku kaplıyor sen gelirken hep, sen yapıyorsun onu değil mi? yağmur ne zaman gelecek, hep geç kalıyor sanki.
nasılsın görüşmeyeli sonbahar? ilkbaharın yaptıklarını toplamak yine sana kalmış görüyorum ki. yine de bir köşede kendin de bir şeyler yaratıyorsun ya, hayran kalıyorum azmine. bu sene anımsadım da, güz diye bir isim var mesela sana ithafen. güzel isimdir, ben severim en azıdan.
ölümü ve hüznü çağrıştırıyormuşsun insanlara, ne acayip değil mi? elindeki tırpanın estetikliğini anlayacak kişiler değiller henüz hala, aldırma sen onlara. onlar tırpanı hep ölümün elinde görmüşlerdir belki, hiç ekini biçen tırpanı düşlememişlerdir. onların tırpanları ruha değmiştir hep belki, buğdayın ayaklarını yerden keserken hiç göremişlerdir onu. sıcak ekmek kokusu da ek imge değildir onlarda belki. çok mu ağır oldu? hakarete yaklaşmış biraz sanki, evet ama olsun. kalbin kırılınca erken gidiyorsun ve kış ile pek anlaşamıyorum ben, biliyorsun. bu sene biraz daha kalsan mesela? kahve içsek kahverengi yaprakların arasında bir yerde seninle? tarçın, çikolata, kahve, biraz süt ve biraz esmer şeker olsa mesela. kupadan tüten buharı rüzgarınla alıp gri bulutlardan burnunla koklasan. yaprak hışırtılarıyla espriler yapsan, hikayeler anlatsan mesela. gün batımı eşlik etse sana. olmaz mı? tatilin var mı hiç?
seni sevmek için çok nedenim var, biliyorsun.
görüşmek üzere, umarım görüşürüz uzunca bu sene
sevgilerimle..

1 yorum: