1.8.12

sebze

hayat hakkındaki en önemli öğütlerimi bezelyelerden aldığım bir yaşantı isterdim. bana birlikte yaşamayı, kardeşliği anlatırlardı. yuvarlak olmaları onlara güçlü bir adalet duygusu veriyor olurdu belki, yeşil olmalarıysa dinginlik ve bilgelik. çiğ bezelyenin kendine has tadını hiç bilemezdim belki ama onların görünüşlerini ve renklerini daha iyi bilirdim. bezelye yemeğini hiç sevmezdim belki ama bakınca renklerinden, şekillerinden ve diğer şeylerinden ayırt edebilirdim onları.

bir tarlada sebzeler tarafından büyütülüp sonradan zorla şehre getirilmek mesela, tarzan'ın öyküsünün farklı bir yönden incelenişi gibi. mantarları sevimli ama biraz bencil, fasülyeleri kuralcı, kabakları sıkıcı bulmak. patlıcanların sadece şekilden ibaret olan kuul çocuklar olduklarını bilmek, tüm soğanların -sanki doğuştanmış gibi- yaşlı olması ve patateslerin öz güven düşüklüğü.. ve işte sonra şehir..

mozaiklenmiş, siyah sansür dikdörtgeni çekilmiş düşünceleri olduğunu sanmıyorum sebzelerin.
sebzelerin önyargılarını önceden tahmin edebilirsiniz ve sizi onlarla zorlamazlar, orta yollar vardır hep.
somurtmak gibi huyları yoktur pek.

sebzeler de huysuzlanır tabii.

hayır, sebze bir gönderme ya da metafor değil bu yazıda.
evet, belki biraz karnım aç.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder