24.7.12

yoldasıkılanadam

"Ne kadar daha kaldı? Çok değil mi? Tamam, yeni çıktık yola. Laf olsun diye sormuştum. Şehir gittikçe etkisini kaybediyor gibi, değil mi? Binalar ufaldı, araları açılmaya başladı. Klimayı kapatıp camı açıp baksak mı ki kokusu daha güzel mi diye havanın? Çok sıcak ama değil mi? Tamam sustum. İleride tekrar büyük evler mi var? Şu yeni sitelerden sanırım. Şehir dışlarını bile garipleştiriyorlar bunlarla. Şehirden uzak kocaman binalı araziler, neden burada yaşamak ister ki insanlar? Kocaman havuzları var ama sanırım, bu bir neden oluşturabilir belki. Şehirden uzakta olmak da bir neden olabilir belli bir açıdan bakınca ama yine de apartmanlar falan, şehir içine benziyor yani bir noktada. Gece dışarı çıkmak istersen falan ne yapacaksın mesela? Geri dönülmez ki buraya, çok zor. Evde içersin falan tabii de, aynı değil her zaman. Parkları da mı var ortasında sanki onların? Sevimli gözüküyor, evet ama yapay gibi biraz. Bir yapaylık var yani duruşlarında sanki, görülmüyor mu yoksa öyle? Doğanın ortasına kurulmuş yapay şehre yerleştirilmiş yapay doğa. Doğal doğa diye bir tabir ürettirdiler zaten bize. Hiç kalmadı şehirlerde ondan, bulmak için çok yol gitmek gerekiyor. Çok yol gitmek için de hava ya çok sıcak ya da çok soğuk artık. Küresel ısınma ve soğuma olayları falan, mevsim değişimi işte. Ne acayip değil mi? Mesela klima yapay kokuyor. Dikiz aynasına şu kokulu şeylerden asmayı düşünüyor musun? Bazıları güzel kokuyor onların. Yapay ama güzel, evet. Çoğu kötü kokuyor aslında, kabul ediyorum ama aralarında güzel olanlar da var yani. Neyse, ne diyorduk; ne kadar daha yol var?

Aaa, binalar bitti. Farklı renklerle bölünmüş kel araziler var şimdi. Hala çok az ağaç var, farkındayız değil mi? Nerede tüm ağaçlar? Bazen kitaplığımı ya da yaşamım boyunca harcadığım tüm o defterleri düşünüp üzülüyorum ağaçlar için ben. Ağaçları korumak adına kompozisyon yazmanın ironikliği geliyor aklıma böyle düşününce. Üzülüyorum onlar için, ağaçlar düşünür mü sizce? Buradaki tüm ağaçlar şimdi nerede? Ağaçların da cenneti var mıdır? Dikkat et, köpek var yolda! Hah, koşup geçti. Ne yapıyor ki hayvan burada, ezilecek falan; çok üzücü. Daha hala çok var değil mi? Neyse, tamam. Bu yol kenarındaki ışıklar tüm gece yanıyor mu? Kuşlar acaba ne düşünüyordur onlarla ilgili. O değil de, gökyüzüne baktım da hiç kuş yok sanki. Buralarda yaşamıyor mu ki hiç kuş? Ne yaşıyor buralarda? İnsan da yok gibi, o köpek nerede yatıyor? Ne yiyip içiyor? Çok açsa ve kuş bulsa yer mi acaba? Çok iğrenç geliyor böyle düşününce, halbuki tavuk yemeğini çok severim ben. Tavuklar çirkin kuşlar ama, ayrımcılık yapasım geliyor bazen. Uçamıyorlar bile yani! Bir de hindi gerçeği var tabii, onlar daha da çirkin. Üstelik vahşiler de, saldırıyorlar insanlara falan. Eti lezzetli gibi düzgün yapılınca. Ama canlı bir tanesinin görüntüsüyle pişmişinin görüntüsünü yan yana düşününce midem bulanıyor. Cidden midem bulandı, araba tuttu sanırım. Daha çok yol var mı?..

Müzik açalım mı? Pink Floyd dinleyelim mesela. Her şeye iyi gider bence Pink Floyd. Olmaz mı? Yavaş diyorsaz Poets of the Fall var burada, ona da bakabiliriz. Çok mu depresif gelir yoksa? Tamam, düşünelim biraz daha. Karışık kasetler vardı eskiden ne güzel, onları hatırladım. Şimdi şarkıyı beğenmeyince değiştiriyoruz falan, kontrol tamamen bizde. Nerede kaldı müziğe bırakmak her şeyi? Radyoyla oynanan bir oyun geldi aklıma, bir sonraki şarkıyı birilerine adayarak fal bakardı insanlar. Çok eğlencelidir aslında, şimdilerde shuffle kullanarak yapıyorlar bazen ama aynı tadı vermiyor bence. Yolun kendisine ait bir sesi olduğu söylenir bazı yolculuk öykülerinde, acaba bu çift katlı camlı arabalar için de aynı şeyi düşünürler miydi yazarlar merak ediyorum. O ileridekiler ağaç mı? Aa, biraz daha ağacı olan bir yola giriyoruz sanırım. Dağa mı çıkıyoruz yoksa? Sol taraftaki dağın tepesi kel mi ne sanki? Çok komik durmuyor mu? Neyse, sayın şöförümüz yola dikkat etsin bari. Ne diyeyim.. Daha ne kadar kaldı? Çok gidecek miyiz? Davil Gilmour buldum burada, bunu dinleyelim.

Şarkıların bazen ruh hallerini etkilediğine inanıyor insanlar. Bazı şarkılarla daha iyi hissediyor ya da bazılarını dinleyemiyorlar falan, çok acayip geliyor bana ama bazen de haklılar gibi. Özellikle içki için doğru bence bu. Her şarkı her içki ile gitmiyor. Şarap şarkıları, rakı şarkıları, bira şarkıları.. Bira çoğu şarkıya güzel ya aslında. Votka için bilemedim bak ne dinlenir. Tekilada hareketli bir şeyler lazım bence ama. Beyaz ve kırmızı şarabın şarkıları da farklı olmalı bence. Şarkıların renkleri olsa keşke. Ses dalgası dağılımını başka bir şekilde inceleseler renk falan elde edemezler mi ya şarkılar için? Pek anlamıyorum aslında fizikten ama öyle aklıma geldi, süperim değil mi? O değil de, hala gelmedik mi? Daha ne kadar var? Ben sıkıldım, uyuyacağım.."

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder