24.7.12

rör

Aylardır ne doğru düzgün kitap okumuşluğum ne de yazı yazmışlığım var. Ardı ardına gelen üç cümleden sonra tıkanıyorum. Çok acayip.

Dünya fazla gerçek. Cırcır böcekleri şarkı falan söylemiyor; bağırıyor ve gürültü yapıyorlar. Ne kadar kaçarsak kaçalım, ne kadar açarsak açalım müziğin sesini yol çalışmasının gürültüsü, komşunun matkabı ya da arabaların çığlıkları hala duyuluyor. Arabalar çığlık atıyor! Dünya bağırıyor! Kimse memnun değil gerçellikten şu an, kabul edin. Siz uyuyorsunuz, rüyanız var. Rüyanızda mutlu şeyler var, Gaia mutsuz. Gaia mutsuzluğunu kusuyor dünyaya, insanların alerjileri var doğal olan şeylere. Gaia sevmiyor insanları. Kabul edin, gerçeğin ötürüsünün içinde kayboldu bazılarımız ve diğerleri ona yardımcı olamıyor.

Dışarıyı işaret eden şarkılar ve zehrini karanlık düşüncelerle işaret eden gerçellik. O kadar sıkıyor ki gözlükler değiştiremiyoruz onları düşlerle. Bulutları bir şeylere benzetebilme yeteneğimizi kaybettiğimiz zaman anlamalıydık her şeyi, içimizdeki öz yitiyor. Siliniyoruz. Siliniyorum. Silme.

Ritim tekrar başlamalı. Ritim öz burada. Adım atan, zıplayan düşüncelerin ritmi, çağrışımın ritmi, görülenin ardındaki anlamların değişim ritmi. Parmak şıklatmalar ve alkışlamalarla ritim devam etmeli, gerçelliğin duvarını yırtarkenki baş ağrısına direnmeli. İlaçlar duvarı kalınlaştırıyor bazen, uzak durmalı onlardan. Gaia bizi sevmiyor, duvarı müstahak görüyor bize. Çünkü en son ne zaman bir ağaca sarıldığını hatırlamıyor çoğu insan.

Haftanın kötü geçen günleri ya da uğursuz ayları var yılların insanlar için. Bir şeyler hep kötü hikayede, griyi silmişler düş gözlerinden. Zıttı olmayan renkleri göremiyor insanlar.

Çürüyoruz, deodorant getirin ki gizlenelim birbirimizden. Ve böylece herkes yapay kokuyor.

http://www.youtube.com/watch?v=td5mVVS33Jw

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder