11.4.12

hayatta kal

"Bizi avlıyorlar." dediğinde bunun onun suçu olduğunu düşünmüştü herkes nedense, öyle bakmışlardı en azından. "Ona ne oldu?" diye sordu duvara dayanmış adam ve sonra yere çöktü. Üzerindeki kirlenmiş kot pantolona ve kandan rengi değişmiş eskiden mavi olan gömleğe baktı. Göğsüne saplı, ucunda yeşil tüyler olan oku görmemeye çalıştı. Odadakilerin endişeyle oka baktıklarından emindi onlara bakmasa bile. "Bina yıkılırken o içerideydi, belki ölmüştür." dedi birisi, sesi tanıyamadı. Etrafın bulanıklaşmasını engellemek için kafasını salladı iki yana, kendini sarstı ve sonra başını arkaya atıp derin bir nefes aldı. "Bakmayın öyle, iyiyim. Birazdan çıkartacağım oku." dedi kendine güvenen bir ses tonunda. İtiraz etmeye hazırlanan birilerinin olduğuna emin ve buna izin vermeye kararlı olarak devam etti hemen "Hayır, kalbime saplanmadı. Saplanmış olsa çoktan ölmüş olurdum. Daha önce de oldu bu." dedi ve iki eliyle okun ucunu kavrayıp asıldı. Birer damla yaş sızdı gözlerinden, dişleri gıcırdadı ve kırılmaya çalıştı onun sıkışının gücüyle. Ok, biraz et ve bolca kan alarak yanına çıktı göğsünden adamın. "Taş kalpli olduğumu söylediğinizde haklıydınız aslında..." dedi yana doğru yığılırken. Etraf kararmadan önce son gördüğü kendisine doğru koşan yeşilli biriydi.

..

Hızlı ve sivri metal parçaları vızıldayarak yanından geçiyordu, zigzaglar çizerek koşmaya devam etti yolun iki yanını çeviren soğuk ve boş apartmanlar arasında. Turkuaz rengi elbisesi deliklerle doluydu. Arkasından koşan metal yığınının sesi kesilene kadar durmayı göze alabileceğinden emin değildi. İs yüzüne karamsar bir maske gibi dağılmıştı. Kahverengi saçları kirden katılaşmış gibi duruyordu. Ayağındaki bez ayakkabıların tabanları çoktan parçalanmıştı zaten, ayak tabanlarını hissetmiyordu uzun zamandır. Sırtından dışarı uzanan iki dal parçasını düşünecek vakti bile yoktu zaten. Kaşınmadıkları sürece hatırlamıyordu onları bu can pazarında. Bir an tekledi ve sonra omzundan çıkan kurşunu fark etti, zaman yavaşladı ve o; boşalan bacaklarıyla koştuğu doğrultuda yuvarlandı. Ardına baktığında etrafa saçtığı kan damlacıklarından fışkıran rengarenk çiçekleri gördü. Her yer önce grileşip sonra kararırken çiçekler renkli kalmaya devam etti. Omzundan yayılan sıcak kan ve koşmayı bırakmanın rahatlığı sardı bedenini, uykusu geldi. İlerde patlayan metal yığınının yanındaki adamı önemsemedi. Ya kurtarıcısı ya da katili gelmişti ki kurtulmanın yollarından en kolayı ölmek gibi geliyordu şu an ona. Gözlerini kapadı, tüm görüntüler gitti ama çiçekler orada kaldı. Gülümseyerek uykuya daldı..

..

"Gidip sen de onlarla bir şeyler ye, ben yararlılarla ilgilenirim." dedi ellerini yıkarken kadın. Kırklarının başında görünüyordu, dip boyası gelmiş sarı saçları ve temiz laboratuvar önlüğü ile yan yana iki yatakta yatan kanlar içindeki adam ve kadının yanına yürüdü. "Merak etme, iyiler." dedi elini ikisinin de başına koyarak. "Ölmek için fazla ilginç olduklarını düşünüyorum." dedi gülümseyerek ama sonra bunun hiç komik gelmediğini görüp "Özür dilerim, bunca kanla uğraşmak espri anlayışımı biraz çarpıklaştırdı." dedi utanarak. "Bak mesela, bu adam oldukça ilginç; gümüşten yapılma bir kalbi var diyebiliriz. Açıklaması çok zor. Çok hızlı iyileşiyor. Ok, bir çiziğe bile neden olmamış kalbinde ama çıkarış şekli biraz vahşi kaçmış gibi ki o yara da neredeyse iyileşmek üzere, sadece temizleyeceğim." dedi adamın göğsünü göstererek. "Bu küçük kız ise tamamen farklı, teni yeşile yaklaşıyor. Biraz tehlikede olduğunu gösterir bu, bedeni onu korumaya çalışıyor. Bir bitki gibi düşünebiliriz onu aslına. Kanı bizimkinden çok daha zengin içerdikleri bakımından, uygun bir serum hazırlarsam hızla iyileşecektir ama kendine gelmesi biraz zaman alabilir. Henüz küçük olduğunu ve burada daha yeni olduğunu düşünürsek zihnen iyileşmesi çok uzun zaman alabilir tabii.." dedi biraz duraksayarak. Sonra açıklamasında bazı yetersizlikler olduğunu hissetti "Sırtındaki şeyler sanırım kanat ya da olacaklar. Evet, onlar tahta ve yaprakları var. Hissedip hissedemediğini merak ediyorum aslında ama görünüşe göre daha yeni çıkıyorlar. Bir iki güne oldukça büyüyüp yapraklanacaklar muhtemelen. Benzer bir şey görmüştüm daha önce. Çok ilginç oluyorlar. Bu; benim gördüğümden çok daha başarılı ama. Onun bedeni kanatlarına tepki göstermişti ve garip sorunlar oluşturuyordu. Neyse, hala burada mısın sen? Gidip yemek ye. Bu bir emir!" dedi elini sallayıp onu kovalayarak ve malzemelerini bulmak için masaya doğru yürüdü.


önceden hazırlanmış ve yarım kalmış bazı karakterler hakkında bir iki cümle. yazmazsam beynimi tırmalamaya başlayacaklardı gibime geliyor. aslında hiç beğenmedim yazdıklarımı, silmemek için geri okuma da yapmadım. muhtemelen bolca hata var. unutmuşum yazı yazmayı, ortam anlatmayı. pfft..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder