6.4.12

bir patates iki patates üç patates hop dört patates beş patates altı patates hop

"kelimenizi kullanıp alıp baksın diye bir kalp yaparsınız 'kendimden' diyebileceğiniz; alıp giderse de eliniz boş kalırsınız"

kelimelerle oynayamıyor olsam yalnız kaldığım anlarım için hiç oyuncağım olmazdı gibi geliyor. yalnız iken yalın olmayı hiç başaramıyorum çünkü, hep daha karışıklaşıyorum. hele gün bitimi eve yürürken doluşan tüm o fikirler.. fikir kelimesi çok sivri bir şeyleri çağrıştırıyor, delip geçiyor bazı şeyleri. şeyler, şey.. katman, his, tabu, düşünce, anı, kapı.. bir sürü kelime denedim yerine ama olmadı hiç biri. eksik kaldı biraz sanki ya da fazla belirli gibi. şey, şeyler. işte öyle bir şeyler hepsi..

boşluk, dağınıklık, dağ, dağ kadar dağınıklık, dağınıklık dağı, kapılınan bir ağ ve saire..

tutunmak için tutulmanız mı gerekir diye düşünüyorum mesela, tuttuğunuz o son dal sizi tutuyor mudur? düşmüyorsanız tutturmuşsunuz demektir teorik olarak ama bu işteki tutku çok farklı olsa gerek. dal aslında sizi seviyor ama siz kurtulmak için onu tuttunuz ve sonra bırakacaksınız. acımasızsınız. üstelik bunun gerçek hayatla ya da atıflarla hiç bir alakası yok, o yamaçta tutunup düşmekten son anda kurtulduğunuz ağaç dalına kötü davrandınız; suçlusunuz.

gözlerini kapat, güzel şeyler düşle ve izin ver seni öpeyim diyen şarkılar var. birden fazla var, kimisi açık açık söylüyor kimisi gizlice. ne çok şey istiyor insanlar öyle?..

saçmalıyorum.

okuyorsunuz? bu daha saçma geliyor şu anda bana.

yazı üzerine bir şeyler yapabilecek bir adam değilim bence ben, ikide bir bu tarz saçmalamalarla çıkıyorum ve belki biraz eğleniyoruz ama bunlar sadece saçma. gerçek hayat beni yiyor, kabul edelim. ölüyorum içimdeki kelimelerle birlikte. hiç bir işime yaramıyorlar benim, keşke sizin yarasalar..

insanlar bir şeyler yapıyor, düşünüyor falan. anlamıyorum ben sanırım. hissedebilme yeteneğimi yedim ve sanırım yardıma ihtiyacım var. bir şeyleri yanlış yaptığımdan bu sefer eminim.

across the universe çalıyor arkada, "nothings gonna change my world" gibi bir şey diyor. hüzünlendim, değişip güzel olsa ya dünyam; şu anda her şey çok garip. garipten çıkıp tuhafa dönseler de yeter.

zihnim strateji oyunu olsa eminim ki huzur adlı şeyi kurmak için çok fazla malzeme gerekiyor olurdu. ki gerekiyor. huzur talep ediyorum. nerede benim huzurum? hı?.. neyse.. boşverin..

kelimelerim bu kadar. k'lerimi alıp bakmak isteyen önceden haber vermeli diye düşündüm şimdi. artık nereye hangi harfi koyacağımı anlamak konusunda başarılı olduğumdan emin değilim, anlamıyorum. harita falan olmalıydı ya da yol gösterilmeli.

geceleri zihnim yemediği şeyleri kusabiliyor, çok acayip değil mi? bilinçaltım ben yokken ne yapıyor acaba. daha da önemlisi, biz uyurken parmaklarımız ne yapıyor?

kaale almıyorum artık kendimi..



devam editliyorum ki uzun yazı olsun ki aslında yazacak sözcüğüm yok. kendime kurgusal durumlar yaratıp içinde ne nasılmış diye bakabilirim belki ama bunun da bir eğlencesi yok. karakterler tatile gitmişler sanki, neredeler kim bilir. neredeler, kim bilir? kim? ne? ha?

kelimelerimi kurguya bulamayı seviyorum. bazen bitirip baktığımda yazanın kendim olup olmadığından emin olamayabiliyorum. bazen hangi yazdığımın içten olduğunu bulmaya çalışırken çok zaman harcayabiliyorum. zira böyle yalanlar eğlenceli şeyler. bence. bana göre. zaten her neyse.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder