3.3.12

dilek hakkı

Sunağın önündeki ince, uzun, kıvrımlı şişeye baktı. İçinde dönüp olaşan, sabırsız mor dumanın şişeden kendisini seyretmesini umursamadı. Üstü başı perişan halde idi. Yırtık kıyafetleri gerçek renklerini kaybetmiş, kir ve kan ile yeni bir ton yaratmışlardı. Tekrar kanamak için sabırsızlanan ve en ufak bir ani hareketi bekleyen yaraları çevrelerine topladıkları morluklarla ölüm şölenine hazırlanıyor gibiydiler. Canının yanmasını çok uzun zamandır umursamıyormuş gibi yapıyordu zaten o da. Titredi bir an içindeki bir soğuklukla. Bulunduğu yıkıntının soğuk ve havasız oluşu ya da çıplak ayakları değildi bunun kaynağı; derinliklerinden gelen bir şeydi onu ürperten. Bu ürpermeyi yaralarının acısını bastırmak için kullanıp şişeye uzandı ve kapağını açtı.
Tıpkı masallarda anlatıldığı gibiydi o an. Mor renkli duman fokurdayarak şişeden dışarı sızdı, kendi etrafında döne döne; helezonlar oluşturarak yükseldi harebenin tavanına doğru. Etraf hafif bir sisle kaplandı. Sülfür kokuyordu artık her yer. Etrafın sakinleşmesi kısa sürdü, sonunda belden aşağısı mor dumandan oluşan kaslı, koyu tenli, siyah gözlü ve saçlı bir adam ve o kaldı sadece.
"Çok yoldan ve acıdan geçip geldin karşıma.
Şimdi geldi vakti ödülün!
Dile benden ne dilersen!
Ama tek dileğin vardır, bilesin.
Üç dilek ikiyle yetinemeyenlerin kendini kandırmasıdır!
Zaten hiç kimse iki dilek duymamıştır!
İnsanoğlu tek seçiminin olmasını hiç kaldıramamıştır!.."
Bir süre hareketsizce bu yankılı, gür sesin kaynağına baktı. Onun azameti karşısında kendini küçücük, minicik hissetti. Derin bir nefes aldı, göğsündeki bazı çizikler kanadı gerilmesiyle ama dumansı adam izin vermedi konuşmasına başlamasına:
"Akıllı ol küçük adam.. Bu çaban nafile, ölme pahasına geldin buraya. Bir farklılık var ama gözlerinde, beni buldun ve sözümü duydun ama o hırs yok senin içinde. Bir öğüt sana benden, eğer kendini kurtaracak bir şeyler de dilemezsen çıkamazsın bu labirentten. En zor tuzak geri dönüştür çünkü."
Adam hatırlamak istemediği anılara daldı istemsizce ve alakasızca, günün çoğu zamanında yaptığı gibi. Dumansı adam gürleyerek sordu: "Karar ver ademoğlu! Nedir dileğin?" Acı ve hüzünle süslenmiş, yarım bir gülümseme belirdi adamda. "Beni çok özlesin istiyorum.." dedi. Dumansı adam şaşkınlık ve sinirle "Bu ne böyle? Sana kendini kurtar diyorum, buradan sağ sağlim çıkmayı dilemedikçe burada vereceksin canını! İşin kuralı bu! Kimsenin dileği yoktur bu dünyada!"
Sonra sessizlik oldu. Adam kafası karışmış, kendinde değilmiş gibi önündeki şişeden çıkan dumandan şekillenen insansı figüre baktı boş boş ve konuştu: "O zaman çok özlemesin, sadece özlesin istiyorum.."
...

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder