24.2.12

kedi

düşlerimde ben olan bir kedi var.
büyük ve garip bir evde yaşıyor kedi.
mesela kimsenin girmediği odaları var evin. bazı odaların kapıları aslında odaya değil bahçeye açılıyor mesela. dolaplarının ardında kapılar olan odalar bile var hatta.
evde geziniyor tüm gün kedi, kitaplıklara sürtünüyor. patisiyle sayfalar çeviriyor. burnunu yalıyor arada tembel tembel. dirseklerinin tadını ekşimsi ve hüzünlü buluyor.
sıcak odalarında uyuyor evin kedi. şefkatli bir el seviyor onu her ihtiyaç duyduğunda. bazen kaybolmuşken odalarda geliyor o el, seviyor. o istediğinde seviyor el onu ve o beklemediği anlarda seviyor. uyurken seviyor. kedi en çok el onu severken uyumayı seviyor. kedi sadece o zaman rüya görmeyi seviyor.
hiç bilmiyor kedi tırnak çıkarmayı o ele. istemeden ile incitmemiş onu. el de hiç sert gelmemiş ona karşı.
parmakların tadı çiçeğimsi geliyor kediye. olmayan, bağımlılık yapıcı bir kokusu varmış gibi bazen sanki.
elin saçları arasında kaybolmayı seviyor kedi.
yalnız kalışları ve kayboluşlarının ortasında ona sarılmasını seviyor o saçların kedi.
kanatları olsun istiyor kedi. kuşlara aç gözlerle değil, kanatlarını kıskanarak bakıyor. elin düşlerinden kanat yapıyor bazen kendine.
ve bazı gecelerde kıvrılıyor el yanına kedinin. kedi oluyor el, mırlıyorlar.

dokunulmaktan rahatsız kedicik mırlıyor sevimli sevimli bazen düşlerde. rüya görüyor olsa gerek uyanık hallerinde. çünkü her yalnız uyuyuşunda boğuk bir boşluk ve karanlık görüyor yaşamında. rüyalarında başka bir hayata gidiyor kedi.

kimse sevmiyor rüya görmeyi..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder