2.1.12

özeleştiri derken kasıt öz eleştirinin dışında özel eleştiri de olabilir mi ki

çırpınış gibi geliyor bazen yazmak, özellikle buraya yazmak. çünkü emin değilim gerçekten okunduğumdan zira gerçekten okuduğumdan da emin değilim ben de başkalarını ama çoğunlukla okuduğumu düşünüyorum; çelişkili yine de. bir iki tuşa basarak yok edebileceğimi bilmek tüm bu yazdıklarımı, intiharın kolaylığı gibi geliyor. hepsini limboya yollayabilirim bir iki dakikada. tüm yazdıklarımı, geçmişimi, fikirlerimi ve düşüncelerimi.. aynı şekilde eski bloglarımı, tivitırı, feysbuku ve saire.. silebilirim kendimi buralardan, hatırlayan hatırlar ama ben kendime ait tüm anılarımı kendimden kaldırabilirim bir şekilde. izi kalır yalnızca zihnimde. zihindeki izler hep acıtır. intihara o kadar yakın geliyor ki bu silme düşüncesi, ürkütüyor. bir nevi ikame oluyor ama, eğer sıkılırsam silebileceğimi biliyorum. kendimi silme gibi bir düşüncem olmadığına göre, o kan tadını burada alabilirim gibi hissediyorum. çok garip geliyor intihar meyillilerden nefret edebiliyorken zaman zaman bu kadar yaklaşmam bu yok etme güdüsüne.
dolaşıyorum zaman zaman blog blog, sevimli resimler karşılıyor. bir şeyler hissettiriyorlar; gülümsüyorum kimisinde, kimisinde isimsiz hislerim dürtükleniyor. zaten resim hep hızlı olmuştur bir şeyler vermekte bana göre. kimilerinde müzik var, çok hoşlanmasam da bazen o arka planda çalan isimsiz müzikler apayrı bir hava katıyor ortama. bilgisayarım pek sevmiyor öyle blogları, açmakta zorlanıyor ama olsun; zaten çok değiller neyse ki. kimisini görüyorum, koyu karanlığı arka plana atıp, saf beyaz yazıları ortaya sermiş durumdalar. konuya odaklanıyorlar hızla, kelimeler konuşuyor sadece. onlar da az ya da kelimeleri konu edenler biraz az. tabii bunların hepsi bana göre.
yeni yıla girmekle birlikte kaç zamandır bir yerlere bir şeyler yazdığımı düşünmeye başladım. bir arpa boyu yol aldım mı emin değilim doğrusu, diyorum ya; boşa geliyor işte ama bu başka bir mesele. tüm bu zaman boyunca hiç resimlerle aram olmadı, renkli şeyleri ekleyemedim kelimelerime. müzikler hep yazının altında bana eşlik etmiş melodiler olarak kaldılar, hiç bütünleştiremedim kelimelerimle. arka plana koyamadım bir şey nedense, avatar olarak bile senelerdir aynı resmi kullanıyorum. belki değiştirmeliyim diyorum her şeyi, epipopanik'i de bir köşeye atıp tekrar bir şeylere başlamak geliyor içimden ama sonra vazgeçiyorum, niye bilmiyorum. içindekileri değil ama blogun kendisini seviyorum sanırım. epipopanik güzel bir şey. güzel kelime ve öyle bir şeyler işte..

mesela Zero 7 dinledim yazarken. yazdıktan sonra da dinlemeye devam edeceğim. tavsiye ederim ama okurken falan değil, genel olarak.
hoşçakalın ve balıklar için teşekkürler

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder