28.12.11

tersine

Kimsenin yolunu tıkamadığımız yolun ortasında bir yerlerde bana soru sormaya başladı bir anda, tıpkı beklediğim gibi.
-Üşüdün mü?
-Evet, oldukça..
-Ne yapıyorsun?
-Hiç, boşluk.
-Beklediğin gibi gelmedi sanırım dünya sana?
-Adaleti düşünürken hep adaletsiz davranışımı düşünüyorum, kendimi yargılıyorum.
-Düşlediğin dünya gerçek olsa ne yaparsın?
-Yaşamaya çalışırım, muhtemelen ekstra çaba harcayarak. İçerideyken her şey farklı çünkü.
Sustuk
-Dışarı çıktığına pişman olsan ne yaparsın?
-Keyfini çıkarmak için yöntem düşünürdüm, şu andakinden farklı olabilecek hiç bir şey gelmiyor aklıma yani.
-Kendine iyi davranmıyorsun, değil mi?
-Her şeyi düşünebilseydim sıkılabilirdim belki de ama.
-Ne düşünüyorsun?
-Hayalimdeki kahve kokusuyla gerçek kahve kokusu aynı iken hayalimdeki tarçın kokusuyla gerçek tarçın kokusunun neden bazen farklı olduğunu kavramaya çalışıyorum.
-Korkuyor musun?
-Hayır, çünkü atkım var.
Yola devam ettik, bir şeyler ters gitmişti az önce. Cevaplar ve sorunlar arasındaki sıralamayı karıştırmıştık. Umursamadık çünkü zaten anlamıyorduk.
ilk sorunun cevabı en sonda, ikincinin cevabı sondan ikinci vesaire ve saire..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder