18.12.11

sıkıcı kelimeler

Hızla girdi odaya, etrafın dağınıklığına bakıp her şeyin hatırladığı ve ulaşabileceği bir yerde olduğunu bu nedenle aslında düzenli olduğunu kendine tekrar hatırlattı. "Dağınıklık" kelimesini kutuya koydu.
Kitaplığına gidip boş bir yer aradı, biraz tetrisçilik oynayıp küçük bir boşluk açtı. Ne kadar karışık diye düşündü ama sonra kitapları diziş şeklini, dizerken düşündüklerini hatırladı ve bu halini sevdiği düşüncesiyle gülümsedi. "Karışık" kelimesini kutuya koydu.
Çantasını omzundan indirdi, bir yük kalktı üzerinden. Ne kadar da ağır diye düşündü ama o kadar zamandır taşıyordu ki alışmıştı. Aslında ağır değildi, olması gerektiği gibiydi çanta. İçinden bir kitap çıkartıp kitaplıktaki açtığı yere koydu. "Ağır" kelimesini de kutuya attı hemen.
Çalışma masasının üzerindeki onca eşyaya baktı, küçük not kağıdı yığınlarını ve çeşitli anılara sahip küçük eşyaları inceledi. Masasındaki gereksiz eşyalardan şikayet ederdi insanlar, sabır çekip "Gereksiz" kelimesini kutuya koydu.
Duvarına yeni bir poster asıp asmamak arasında gelip gitti, bir fraktal posteri nasıl olur diye düşündü. Düşüncelerinin devamı gelmeden "Çirkin" kelimesini kutuya attı.
Sabahtan beri koyduğu diğer kelimeleri de düşününce kutu neredeyse dolmuştu, kaldırıp salladı. Kendisine ait olmayan tüm bu kelimelerin nereden geldiğini düşündü, bulamadı; kutuyu bir kenara kaldırdı. Tıpkı önceki gün yaptığı ve yarın da yapacağı gibi. En azından tüm umudu buydu.. Yoksa nasıl kendisi olmaya devam edebilirdi ki?..

öeah, çok iğrenç bir üslup kullandım sanırım. yazarken bile sıkıldım..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder