4.12.11

kış sıkıcıdır

Hava soğuk.. Elektrik sobasının yakıcı sıcaklığı vuruyor üzerime, kavruluyorum hafif hafif. Destina'nın sözleri takılmış dilime, kafamdaysa orada olmayan adama dair bir şiirin mısraları dolanıyor. Uyku bastırıyor ne düşündüğümü anlamaya çalıştıkça ve sıkıntı basıyor boş durdukça. Etrafa saçılmış kitaplardan rastgele sayıda kelimeler okuyup geri bırakıyorum. Hiç birine devam edesim yok nedense. İnsanları düşündükçe midem buruluyor. Tiksinti, huysuzluk ve belki de başka şeyler.. Öfkeli olduklarım doluşuyor aklıma, dalga geçiyorlar benimle. Odamda en çok, dışarıdan çok gürültü gelirken yalnız hissediyorum..

Sesleri bastırmak için yöntem arıyorum ama erişebildiğim tüm şarkılar sıkıcı, elimde olmayan şarkıları istiyorum ama bulamıyorum. Zaten çalmamaya karar veriyor bilgisayar. Klavye tuşlarına abanıyorum.. Tuş tıkırtıları bastırmalı sesler, alternatif bir müzik bu zihnime. Titreşimleri alıyor parmaklarım, yeterli değil ses. Daha hızlı yazmaya çalışıyorum ve daha hızlı ve daha hızlı.. Yanlış yazımları düzeltmek için her geri dönüşümde dışarıdaki ses tekrar saldırıyor. Savunamıyorum zihin kalemi, düşüyoruz..

Birazdan yatıp, belirsiz bir saate kadar uyuyup kendimi evden dışarı atacağım ve ilgilendiğim bir şeylerle ilgili onlarla ilgilendiğinden emin olmadığım insanlarla hep birlikte ilgileniyormuş gibi yapmaya gideceğim. Belki yanılıyorumdur, bazen yanılmayı severim.

Hiç biri değil de; şu üfleyince baloncuklar çıkartan sabunlu sulu garip şeylerden olsaydı yanımda bu kadar sıkılmayabilirdim. Varolan bitti çoktan ve alamadım hala yenisini.

Evet, çok sıkıldığımda düşüncelerimi nefesimle sabun köpüklerine doldurup rüzgara bırakıyorum. Belki ulaşıyordur kimi düşüncem rüzgarla sahiplerine diye dilekler tutuyorum ki ulaşmadığını artık biliyorum. Sabun köpükleri istiyorum..

Beynimin eriyen kısmı geçmiş kokuyor. Geçmişin mide bulandırıcı ve aynı zamanda hoşa giden bir kokusu var. Çürüdüğünden olsa gerek, pis kokuyor geçmiş. Anılardan olsa gerek ki daha bir mide bulandırıcı geliyor o koku normalden.

Parmaklarımın klavyeyi dövmekten gözlerimi kaşımaya geçesi gelmiş. Yorgan bana sesleniyor elektirik sobasının tiranlığına karşı beni korumak istediğini belirtmek için. Yastık şöyle bir bakıyor ve gelip gelmememin umurunda olmadığını belirtiyor ama kucaklarını açmış. Uykum var ve nefret ediyorum uyumaktan.

Her neyse, ben yatmaya gidiyorum..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder