20.11.11

kısa kısa not not 6

-Gürültünün tadı çok kötü. Mağazalarda çalan garip müzikler, insanların birbirlerini dinlemeden konuşmaları, sarf edilen gereksiz sözcükler ve saire.. Zihinde çok kötü bir tat bırakıyorlar gün boyunca. Bulandırıyor, ağrıtıyor, döndürüyorlar.
-Bazı olgu ve gerçekleri yok saymak için yeni bir yöntem geliştirdim. Onları birer illüzyon kabul edip sonra da artlarında başka bir gerçeklik arıyorum ki çoğunlukla çıkıyor. Böyle daha rahat oluyor bazı şeylere bakmak.
-İnsanlara nasıl düşündüğünü anlatmaya çalışmaktan zoru yok sanırım. Ne düşündüğünü bir şekilde biraz anlayabiliyorlar ama nasıl düşündüğünü kavramakta zorlanıyorlar. Sonuçta onlardan farklı düşünüyorsun, nasıl yapabilirsin ki bunu? Nasıl var olabilir ki böyle bir şey? Değil mi?.. Çok ayıp..
-Maça ası koleksiyonu yapmak istiyorum.
-Kendimi düzgün bir şeyler yazmaya ikna edemeyişimi çözmeye çalışıyorum ama nafile gibi.
-Dünyaya olduğu gibi baktığında renkleri soluk görüyorsan mutsuz ya da düşsüzsündür o anda. Düş kurmaya, gülümsemeye ihtiyacın vardır en yakın zamanda. Belki mut depoların boşalmıştır, belki de yeterince müzik yoktur zihninde, belki sadece perşembedir ama olsun; bir şeyleri değiştirmek gerekir. Örneğin düşlerle görmek gerekir hayatı, ancak böyle renklenir çünkü. Düş dediysem öyle pembe panjurlu malikanelerden bahsetmiyorum bu arada. İnsanların düşleri çok farklı; imkansız olduklarına inandıkları gerçekliklerini düşünerek düş kurduklarını sayıyorlar nedense. İmkansız olduğuna inanarak zaten baştan düş değil kabus ediyorlar düşüncelerini. Düşünceler de düşler de garip ama değil mi? Asıl gerçek renklerdir belki de. Benim için tüm renkler kelime, bir başkası için nota, bir başkası için ton, bir başkası için ışık.. Tütsü dumanında beliren gülümseyen surattır bence düş..
-Düş kapanını biraz daha farklı bir şekilde örer ve kullanırsak ilham perisi yakalamak için kullanabilir miyiz ki? Kafeslenmiş bir ilham perisi yine de ilham verir mi ki bizlere? Yoksa onlar özgür, kıskanç ve riyakarken mi daha başarılılar işlerinde? Belki de ben hep yanlış perileri düşlemişimdir sadece. Aslında iyidir onlar.. Bilemedim..
-Uzun zaman önce deniz kıyısındaki bir kamp alanında dolaşırken kıyıya vurmuş, küçük pet şişelerden yapılma bir gemi görmüştüm. Büyüklüğü, görünüşü zaman aşımına uğramışlıktan sadece o anki düşlerime göre değişen o gemiye dair hatırladığım en net şey hayran kaldığımdır. Bir süre sonra her gün en az bir iki şişe su aldığımı ve o şişelerin boş ya da yarı dolu şekilde benimle eve döndüğünü fark edince onları biriktirmeye başlamıştım. Evet, hayalim küçük bir gemi yapıp yüzdürmekti. Sonra denizin bundan ne kadar mutlu olacağını kestirememekten, bunun onu kirletip kirletmeyeceğini kestirememekten ve biraz da üşenmekten öyle bıraktım onları bir köşede. Dün hepsini attım kapaklarını ayırıp şu yardım şeysi için vermek amacıyla. Eskiden daha kalın plastikten yapılıyorlarmış, onu gördüm. Onları sakladığım kolinin dibine yaklaştıkça zamanda daha da geriye gittim. Her şişe ayrı bir anıdan ayrı bir an gösterdi bana. İşimi bitirip onları çıkardığımda odam biraz daha gençleşmişti geçmişinin bir kısmının atılmasından dolayı. Geçmişimiz tamamen gitse, daha genç hisseder miyiz kendimizi? 
-Bir kalem alıp tüm dünyayı kelimeler ve şekillerle doldurmak istiyorum. Renkli olabilir kalemler, fark etmez. İsteyince silinsinler, yeter..
-Post-Rock güzel şey.
-

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder