15.8.11

Bilinmeyen sokaklarda mucizeler meyve verir

Yapması gereken onca işin hepsini ertelerken daha önceden görmediği bir sokak çarptı gözüne yolun karşısında. Bu tarafları çok iyi bildiğini düşünmüyordu zaten hatta sokakla da kesin daha önce karşılaşmışlardır ama geçmediği bir yol bulmanın keyfiyle sokağa daldı yine de. Bilmediği sokaklara girmek bir çeşit hobiydi onun için. Şehrin bu kısmında zaman zaman rastlanabilen tek katlı, eski evler vardı çevrede. Biraz ileride iki katlı oluyor oradan sonra da apartmanlar başlıyordu yol yokuş olarak yükselirken. Sağ taraftaki eski kilise gözüne çarptı yüksek duvarları, kulesi ve tepesindeki haçıyla. Kapalı kapısına bir göz atıp yürümeye devam etti. Sokağın numarasını okumak için o küçük mavi levhayı aradı, kilisenin duvarına çakılmış mavi kutucuğu yanından geçmeden son anda yakaladı ama beklediği gibi rakamlar değil bir yazı buldu "ROUTE DU PARADIS"

Bir süre durup yazıya baktı. Gerçek olması için bir dizi dilek tuttu ve gözlerini yokuşa çevirdi. Apartmanlar başlarken hafifçe kıvrılan yokuşun sonunu göremiyor olmak yorulmuş bacaklarına güç verdi ve koşar adımlarla yokuşu aşmaya çabalamasını sağladı. "Cennete giden yol" diye mırıldandı. Önce gerçekçilik aldı rolü, yokuşun sonunda güzel bir park, ağaçlar hatta çiçekler olabileceğini düşündü. Sonra biraz daha romantik bir düş geldi düşünce havuzuna: beyaz ışık, huzur ve mutluluk hissi. Tüm güzel duygular küçük bir geçit yaptılar önünde. Sevgi dolu bir kucaklamanın hissi, tatlı yemek, güzel bir kitabı tekrar okumak, beğenilen bir şarkıyı gözleri kapatıp dinlemek, gülümserken uyuya dalmadan önceki son anlar.. Beton kuleler başladıkça sokağın sonuna dair yeşil bir renk gözüktü yukarıda. Zihin gördüklerinin düşlerini bozmasına izin vermek istemezcesine yeni bir teori uydurdu: fiziksel değil ama ruhsal ya da düşünsel bir cennetten, aydınlanmadan bahsediliyordu belki de. Yolun sonunda gerçek huzur tadılacaktı belki bir anlığına bile olsa ya da hayat somut bir anlam kazanacaktı son adımlarda. Tüm bu düşüncelere gülümseme ve daha hızlı çıkma arzusu eşlik etti ve yukarı yönelindi işte böyle..

Yokuşun sonunda eski iki ev karşıladı onu. Evlere baktı özlemle, böyle bir evde oturmayı hayal etti ve yolu bitirdiğini unutup en yakın yönden devam etti yürümeye. Yorulmuş, sıcaktan terlemiş ama henüz umudunu kaybetmemişken gölgeli sokaklardan ışığa ulaştı. Aydınlık, beyaz renk ve ses cümbüşüne baktı sonra görüntü değişti; gürültü, toz ve sıcak geldi gün yüzüne. Haftada en az bir sefer geçtiği yola çıkarmıştı yokuş onu. Hayal kırıklığından olabildiğince kaçıp aklında yol boyunca düşlediği o güzel şeylerle otobüs durağına yöneldi. Yürümek için fazla yorgun hissediyordu kendini..

Yalı taraflarında bir yerlerde gerçekten böyle bir yol/sokak var.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder