10.8.11

ben bazen yaşamaya devam ederim

"Nerdesin sen? Salak!" sesi çınladı kulaklarımda yazı sayfasını açışımda. Parmaklarım paslanmış olmalı ki yerlerini bulmakta zorlandılar tuşların üzerinde. Düşüncelerimi ardlarına sakladığım müziklerim bile isyan etti sonunda, yaz dediler. Bense kelimesizce düştüm beyaz ekranın önüne. Öykülerim ve karakterlerim yok olmuş bir zaman önce, nereye gittilerse artık öyle.. Epipopanik'in masalı bitti gibi hissediyorum bazen. Belki epipopaniğin ilhamı başka bir yere gitmiştir, daha çok ihtiyaç duyulduğu bir yere. Veyahut küstürmüşümdür onu kendime, köşesine çekilmiştir sadece. İkinci olasılığa tutunarak nefes alıyorum bir süredir ama parmaklarım kayıyor sanki. Daha güçlü tutunmalıyım tuşlara, harflere.

"Hala saçmalıyorsun, boş bu sözcükler! Tekrar hepsi! YAZI NEREDE?" bağırıyor bana zihnim. Bana kızması beni üzüyor. Her kızışında geçmişin yarıklarını dürtüp kanatıyor, acıtıyor. Ne kadar depresif, saçma ve pesimist değil mi bu düşünceler? Elini attığın dalın çürük mü yoksa çiçekli mi olduğunu anlayamıyorsun işte bazen. Kimi zaman tutunuveriyorsun ama sonradan batmaya başlıyor dikenler. Bırakırsan düşersin diyorlar hepimize ama ben hiç bırakmadım sanırım, ne olduğunu bilmiyorum gibi geliyor. En kötüsüyse beynimde bir yerlerde bıraktığım ama sonra olanları beğenmeyip hepsini oradan sildiğime dair küçük ip uçları var ve bunlar bırakmamam için yapılmış en önlemler mi yoksa gerçek mi bilemiyorum.

Depreşiyorum, değil mi? Çünkü düşlerimin gözlüklerini bir türlü bulamıyorum. Gözlerimi kısıp onlar varmış gibi görmeye çalışıyorum zaman zaman ama hep işe yaradığı söylenemez. Bu yazı ne kadar sevdim tartışılır ama sizinle tartışmam.

Bir ay sonra yazdığım ilk yazının yazamamak ve mut eksikliğiyle dolu olması çok saçma.
Yazı boyunca bir şeyler dinledim ben.

1 yorum:

  1. Sonunda bir şeyler yazmış olman benim mut eksikliğime birazcık mut kattı, teşekkür ediyorum efem... =)

    Hep yazsana cidden sen?

    YanıtlaSil