13.6.11

kulaklar olmadan düşünce seslerini duymak

Mutlu ve mutsuz, demek ki mut iyi bir şey. Mutumuz bitince mutsuz oluyoruz, mut depoladıkça mutlu oluyoruz. Mut ihtiyacını karşılamanın türlü türlü doğal yolu varken bazen gereksiz derecede fazlaca yapay mut yollarına dalabiliyoruz. Bazen bir şeyin bazen birinin bize olması gerektiğinden fazla mut vermesi için zorlayabiliyoruz. Yakıyoruz, içiyoruz, yutuyoruz falan onu ya da ruhunu yani.

Ummak da beklenti oluyor sanırım. Güzel, mutluluk verici şeyler bekledikçe yeni bir şeye sahip oluyoruz. Garip, tatlı ve sert bir içki misali yeni bir tat: umut. Hangisi 'm'sini kaybetmiş değişiyor olaya göre tabii. Kayıp 'm' çok önemli..

Kelimeler ve cümleler artık sevmiyor zihnimi, kayıveriyorlar içinden toparlanmadan ve yerleşmeden. Çarpıp kırılıyor, dökülüyorlar. Mutum gidiyor onları öyle gördükçe, umduğum bir mut da yok bu konuda artık içimde.

Düşünürken kafamda bir ses dolanıyor, sadece yazarken onun sustuğunu hissedebiliyorum gerçekten. Parmaklarıma yolluyor kendisini, rahat ediyorum belki bu nedenle. Ama şimdi düşündüm de; eğer bu benim zihnimin bir hatası değilse, sağırlar ne duyuyor ya da hissediyorlar zihinlerinde düşünürken?..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder