9.2.11

soğuk kayaların sıcak çağrısı

Kayalıklara oturmuş dalga seslerini araç gürültüsünü bastıracak şekilde duymaya çalışırken esen rüzgarla ürperdi. Soğuk havadan kurumuş dudaklarını ıslattı biraz. Etrafta, görüş açısına giren tek tük insanları kovdu zihninden. Üzerinde oturduğu kocaman kayaya uzandı sırtüstü, göğün kararan maviliğine bakındı biraz sonra gözlerini kapadı. Tenine dokundu rüzgar usulca, denizin tuzlu ve nemli kokusunu çekti içine bir parfümü koklar gibi. Dudaklarında bir dokunuş canlandı hatıralarından ama birine ait değil, bir huzur hissinin anısı sadece. Yalnızca huzur ve rahatlığın bir izi gibi. Birbirine bastırdı dudaklarını, nefesi boşaldı ciğerlerinden. Bir nefes daha çekti o tuzlu kokudan. Kulaklarına yalnızca dalga sesleri geliyordu şimdi. Vücudu hissizleşti, bir kucaklaşmanın kalıntısı yankılandı. Belki bir annenin, belki bir sevgilinin, belki bir dostun sarılışı; ne fark eder. Rahattı, huzurluydu. Gözlerini açtı, kalktı. Göz kenarlarına taşmış nedensiz nemi kuruladı. Geri döndüğü dünyayla az önce bulunduğunu karşılaştırıp hüzünlendi. Etrafa bakındı bir an çekingenlikle kimse bakıyor mu diye. Üstündeki görünmez tozları silkti, kulaklarına kulaklığını geçirdi. Sözsüz bir şarkı yakalamak için uğraştı kısa ama ömür kadar bir süre ve yürümeye başladı araba gürültülerinin içerisine..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder