24.2.11

hepsi bu sizin yapay evreninizin suçu aslında 3,5

"Sen de kimsin? Buraya nasıl geldim ben?!" dedi panikle adam. Karşısındaki satıcı sakin bir gülümsemeyle konuştu: "Sakin ol evlat, bu sadece bir gösteriydi. Bekle, geri vereyim sana olanları." Satıcı elindeki küçük beyaz küreyi sıktı. Elinde çatırdayıp parçalanarak toza dönüşen beyaz şeyi üfledi adamın suratına. Küçük bir öksürük dizisi sonrası anılar hücum etti zihnine adamın. Bu pazara girişi, etrafta gezinişi, yere oturmuş göğe bakan adamın sağlığından endişe edip onunla konuşuşu ve adamın yıldızların yerlerini bilmesini satıp şimdi onlara hiç bakmamış gibi bakıp inanılmaz keyif aldığını ve korktuğunu anlatışını, çadırlardan birine girip satıcıyla konuşuşunu, bunun olabileceğine dair şüpheli yaklaşımını çürütmek için satıcının bedava bir şovu kabul edişini, bu olanları unutuşunu hatırladı. Kafası karıştı. "Tamam, bir şeyleri unutturabiliyorsunuz ama bunun satış kısmı nerede? Unutmak için para vermiyorlar sonuçta size? Değil mi?" dedi adam. Kırklarına yeni girmiş gibi gözüken şişmanımsı satıcı güldü tekrar "Sen çok yenisin buralarda. Burada para geçmez. Biz unutulmuş anıları topluyoruz, değerli şeyler bunlar. Talep çok bazı bölgelerde. Karşılığındaysa bir şeyler veriyoruz. Belki başka anılar, belki bilgi, belki bir yerlerde geçebilme ihtimali olan paralar, elimizde varsa eşya. Herkesinki farklı. Ben aldığım anılar karşılığı mutluluk veririm mesela. Karşı çadırdaki adam ruhun yaralarını iyileştirir.Yan taraftaki çadırdaysa yapay anılar satılıyor. Bir şeyler öğrenişin anıları, düşünceler. Çok kurcalarsan daha karaborsa şeyler bile bulabiliyorsun ama girmeni tavsiye etmem o işlere. Tehlikeli şeyler." dedi bilge bir tavırla. Adam düşündü uzun uzun "Unutacak hiç bir şey aklıma gelmiyor." dedi. Satıcı şaşkınlıkla baktı adama "Halbuki ilk gelenler hep bir fikirle gelir, hevesli olurlar denemeye unutmayı." Adam biraz daha düşündü. "Tamam, kabul. Unutacak bir şey buldum, iki üç sene önce bir kadın girivermişti hayatıma yazın herkesten uzaklaştığım anlardan birinde. Bir hafta falan süren, garip bir ilişki. Haftanın sonudaysa 'Çünkü güzel şeyler hep biter' deyip gidişi hep aklıma gelir, hüzünlenirim. Hiç kimsede görmediğim ve isimlendiremediğim bir şey vardı onda onu özel yapan. Evet, onu ve onunla yaşadıklarımı unutmak istiyorum." dedi konuştukça cesaretini daha fazla toplayarak. Satıcı isteksiz bir yüz buruşturmasıyla burun kıvırdı. "Klasiktir eski aşklar ve kalp yaralarının unutulmasını istemek. Hep talep vardır bunlara tamam da, neyse; daha yenisin sen. Kabul, alım senden bu anıları. Karşılığındaysa sana bir kıyak geçeyim hadi." dedi ve tezgahın altından çıkardığı metal, markasız şişe kapağını uzattı adama. Adam kapağı alıp elinde çevirdi, inceledi. Bir şey sormasının saygısızlık olup olmayacağına karar vermeye çalışıyorken satıcı atıldı "Bu, şişesi olmayan bir kapak. Şişesini arıyor umutsuzca. Bıkmıştı çoktan benim elime geçtiğinde arayışından. Bu nedenle başkalarına yardım etme isteğinde artık, onların işlerine yarayacak kişilerle ve olaylarla karşılaşmasını sağlar. İşine yarar gibi geldi bana buralarda. Dışarısı tehlikelidir." Adam mantıklı düşünmeye çalıştı ama sonra vazgeçti, satıcının çıkardığı cam küreye üfledi ve zihninde bir şeylerin eksildiğini hissetti. Şişe kapağına bakıp onu cebine attı. Üzerinde bir ağırlık ve kalbinde bir sızı vardı. Nedenini çözemedi. "Ne kaybettiğinin farkında bile değildin vazgeçerken, şimdi hiç olamayacaksın belki de." diye mırıldandı satıcı. "Ne?" dedi adam, "Hiç, iyi yolculuklar." dedi satıcı. Adam çadırdan çıkıp pazarın ortasına geri döndü. Huzursuzluğunun nedenini kavrayamamıştı ve unutmanın hoş bir şey olmayabileceğine karar verdi. Pazarı günah keçisi seçti ve gözlerini diktiği yolun doğru oluşunu umudederek yürümeye başladı. Pazar ardında kaybolurken cebindeki şişe kapağının keskin kenarıyla oynuyordu şişesiz bir kapak olmanın nasıl bir şey olduğunu düşünerek

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder