29.1.11

yürümekgerekuzunuzun

Huzura ihtiyacımız var. Nerede aramalarını gerektiklerini ya da ne şekilde aramaları gerektiğini bilmedikleri bir şeyi bulamamanın sonucunda silikleşiyor insanların ruhları. Benim ruhum yok ama huzura ihtiyacım var. Bir süreliğine güzel ve kısa bir çözüm bile bulmuştum bunun için ya da o bulmuştu beni, her neyse; şimdi onun kaybından sonra yeni bir şeyler düşümem gerekiyor. Bilmiyorum, yapay huzurlandırıcılar her ne kadar işe yarasa da fazla işe yaramaları ürkütüyor bir yerden sonra.

Huzur basit bir şey aslında. Ne çok arıyor insanlar öyle ya da belki benim için basit veyahut ben baside indirgenmişiyle yetinebiliyorum. Mesela yapay huzurlandırıcılar basit bayağı.. Biraz içki, güzel bir sohbet, biraz meze ya da güzel yiyecek falan.. Ortamdaki muhabbet çok önemli ama, en büyük etken. Diğer yapay kısımları illegal falan zaten hafif, pek bulaşmadım. Ha, legal ve benzer etki eden minik tüyolarım olabilir ama garipler her halleriyle. Evim olsa hayat daha huzurlu olabilirdi. Mesela birilerine yemek yapmak huzurlu ve dinlendirici bir şey olabiliyor. Güzel, uğraşlı şeyler hazırlamak ve eğlenerek yemek. Vesaire vesaire..

Tatile ihtiyacım var! Evet! Tekrar geri döndü bu arzum ve bu sefer nasıl giderilebileceği hakkında hiç bir fikrim yok. Bilmediğim bir yerlere gitmek, gezmek, uzaklaşmak istiyorum. Dinlenme ihtiyacım geçmişti ve tekrar başladı olarak değil, kaldığı yerden devam etmeye geldi sanki. Kaybolasım var sokaklarda. Kemeraltı o tatmini vermemeye başladı nedense, kışın zor tabii bir de. Sıkıldım ben bu şehirden, kendim bulabileceğim tüm tılsımlarını keşfetmişim sanki. Sıkılıyorum ama. Bakın sıkıldım..

Kaçılacak yeri çok olan bir şehir aslında İzmir. Az biraz para olsa yetiyor. Şirince'sidir, Seferihisarı'dır, Selçuk'udur.. Güzel de yerler ama ben işte. Kişisel atalet miydi onun adı, yani üşengeçliğin kibarcası. Yemek yemeye bile üşenen bir adam olabiliyorum bazen, evet!

Huzur başka nerede? Mesela vapurlarda, mesela sessizlikte, mesela oturduğunuz yerde şans eseri çalmaya başlayan en sevdiğiniz şarkıda, kadeh kaldırmacada, güzel bir kahvenin ilk yudumunun ardından gülümsemecede vesaire vesaire..

Tek sorun, ben tek başıma hiç bir şey yapmaya gayret göstermeyerek kendi önümü tıkıyorum. Ne abuk. Şu ikinci dönem başlasın, yapılası şeylere zaman ayırmalı artık. Buz patenidir, bisiklettir falan filan.. İzmir'den ben her ne kadar sıkılsam da aslında o, o kadar da sıkıcı bir şehir değil alsında. Ama abuk, o kesin..

2 yorum:

  1. Huzur gelince de tekdüzelik sıkıntısı basmıyor mu yahu?
    Gerçi aradayım ben, ne huzurlu ne heycanlı ne hareketli; saçma bi hal.
    Yeni bi yerleri görmenin heycanının getirdiği huzur en rahatlatıcısı olmalı ki uzuun zamandır tatmadım bunu da.
    Yapmalısın. (;

    YanıtlaSil
  2. Doğrusu ben çok fazla anlamıyorum insanların mutluluk ve huzurun ertesinde nasıl sıkıcılık ve tekdüzeliğe kapıldıklarını. Değişiklik olgusunu çıkarmaya çalışmalarındandır belki de sevdikleri şeylerde. Bence değil, yani belki benim huzur kavramım farklıdır bilmiyorum.
    Yeni yerler görmeyeli benim için de çok uzun zaman oldu işte. Bilmiyorum ne zaman yaparım ama bu üşengeçlikle ben o_O

    YanıtlaSil