22.1.11

yağurlagelen

Geleceği satan adamın dükkanına gittim önce, raflardaki karşılığını henüz ödeyemeyeceğim geleceksel şeylere bakındım. Cebimden eski alacak listemi çıkardım ve yırtıp tekrar cebime koydum. Dükkan sahibi bana bakıp şevkatle gülümsedi. Sevecen biriydi, hep gülümserdi zaten ama bu sefer gülümsemesinde biraz hüzün vardı. Merhamet belki ya da acıma. Kahve söyledi ben bir şey demeden, geçmişten bir iki öykü anlattık birbirimize. Gülüştük uzun uzun. İstemeye hazırlandığım şey boğazımda düğümlendi, rengimi attırdı, söyleyemedim. Anladı neyse ki kimin neye ihtiyacı olduğunu bilenlerdendi o, belki de senelerin getirdiği bir tecrübedir bu. Tezgahın altındaki ahşap bir kutudan lacivert kadife kumaşa sarılı bir şey getirdi ve avucuma koydu. Kumaşı açıp içindeki beyaz saplı, ekmek bıçağı boyutundaki bıçağa baktım. Aslında ekmek bıçağına benziyordu cidden ama bunu hayatın abukluğuna verdim. Bıçağı tekrar kumaşa sarıp çantama attım. Dükkan sahibinin elini sıkıp ona minnetlerimi sundum. Gülümseyerek kabul etti ve beni kapıya kadar geçirdi. Ne iyi adam..

Etraftaki düşünce binalarının yanından geçip ortadaki büyük yığına geliyorum hatta geldim. Yığını eşeleyip enkazın içinde yaşayan adama ulaştım. Selamladım onu, bana bakmamaya çalıştı bakmazsa olmayacağımı düşünerek. "Bitti" dedim. Bir şey demedi. Boynundan kolyesini çıkardım. Bu küçük bir şişeydi. Kapağını açtım, içine bir ipe sarılı sonsuzluk konulmuştu. Dışarı çıkardım ipi. Huzur ve sevginin nefesi doldurulmuştu, boşalttım. Yığından rastgele şeyler alıp şişeye atmaya başladım sonra. Kağıtlar, düşünceler, umutlar, planlar, hisler, anılar.. Yardım etti adam da bana. Belirsiz zamanlı bir süre sonrasında temizledik yığını, şişeye attık her şeyi. O minik şişeye eskiden de dünyalar sığıyordu, yine sığdı. Adam hüzünlü gözlerle şişeye baktı. Gözyaşlarını koydu şişeye, hüznünü koydu. Çantamı çıkardım, kadife kumaşı açıp bıçağı çıkardım. Adamı kestim. Kanını koydum şişeye ve sonra katlayıp adamı da. Gözyaşlarımı koydum şişeye, hüznümü koydum, pişmanlıklarımı, öfkemi ve vicdan azabımı koydum. Bıçağı tekrar sarıp çantaya koydum. Geri götürmeliyim bir ara gelecek dükkanına. Şişenin ağzını kapattım taşmaya çalışan şeylere engel olup. Etraf temiz ve sessizdi. Gülümsedim. Nasıl kurtulacağımı düşündüm şimdi şişeden, bulamadım. Onu görmeyeceğim bir yere kaldırdım.

Ağladım.

Yağmur yağdı.


..

4 yorum:

  1. Bu yorum yazar tarafından silindi.

    YanıtlaSil
  2. çokyanyanayazıncayorumugöstermeyerisapıttıazönce.
    hahah.

    YanıtlaSil
  3. Orda şarkı olduğunu da yeni gördüm yahu yuh bana.
    Ama pek şukelaymış. (:

    YanıtlaSil
  4. silmedim editledim ben de

    YanıtlaSil