28.1.11

parlak küçük yıldız

Yıldızlara bakmayı çok severim bazen. Etrafta hiç ışık olmadan onların ışıklarını seyretmek. Ay bile olmadan mesela o gecelerde. İsterse dursun tabii bir köşede, onun kararı. Beyaz önlüklü çalışkan adamlar hepsine numaralı harfli isimler iliştirmiş. Hiçbirini sahiplenemiyor gibi hissediyorum. Aidiyet kötü şey diyenleri bazen algılayamıyorum. Kavram bana bazen çok yabancı. Yabancı olduğu o zamanlarda önceden 'a evet, öyle aslında' dediğim şeylerin hiçbirini hatırlayamıyorum zaten. Garip. Neyse; Yıldızlar, kendime ait bir yıldız istemişimdir hep. Bir aralar satılıyordu sanırım, isim verebiliyordun bir yıldıza. Yıldızlar güzel şeyler. Gökyüzünde henüz kimsenin görmediği ve bilmediği, belki daha yeni doğmuş(onların yaşlarına göre tabii) bir yıldızım vardır belki. Bir gün onu görürüm belki.

Yıldızlarla ilgili bir şeyler düşünmek eğlenceli hep. Belki her biri bir ruhtur. Yıldızın oluşumundaki o muazzam güç, ruhun çıkışıdır. Yıldız kaybolunca ruh da kaybolur. İnanılası geldi çok bana şimdi doğrusu. Bilemedim ben mi uydurdum bunu.. Bir de şehrin ışıklarından ürktüğünü düşünüyorum yıldızların. Bizim yapay aydınlıklarımız korkutuyor onları, saklanıyorlar siyah perdelerinin arkalarına. Gün batımına yakın yatağa girip bir şeylerle oyalanırken yorgana sarılmış, biri gelip ışığı açınca yüzünüze çekersiniz ya o yorganı; öyle işte. Geceyi sarınıyorlar etraflarına onlar da.

Benim bir yıldızım yoktur belki de, ruhumun olmadığı gibi. Ya da yok olmak üzeredir yıldızım ki ruhumun kaşıntı ve sancıları bundandır. Ama bu başka bir öykü ve belki de hiç anlatılmamalı..

Dragonriders of Pern serisinde Pern gezegeninin bulunduğu Rukbat yıldızı gerçekten var mesela. Belki Pern'de ateş kertenkeleleri yoktur ama olsun, o dünyanın güneşi gerçek. Yazarı Anne McCaffrey o dünyayı ve gezegeni kendinin olarak düşleyebiliyordur kesin. Kıskandım yine.

Şu anda oturduğum ev -0.5'inci katta bulunuşundan dolayı yıldızları bırak, gökyüzünü bile göremiyorum. Evden çıkınca da etraf o kadar aydınlık oluyor ki yine hepsi saklanıyor. İzmir garip yer. Yıldızları izleyebileceğin çok az yere sahip. Zaman zaman, Kordon'da sokak lambalarının az vurduğu köşelerden doğru açılarla az biraz görebiliyorsun yıldızları mesela. Onun dışında 1-2 özel yerim var çook uzun zamandır gitmediğim. Bilmiyorum hala bulabilir miyim oraları ama bulurum arasam yeterince muhtemelen.

Yıldızları izlemek huzurlu bir şey bence. Minik, gözkırpan parıltılar. Yıldızlardan korkan insanlar da biliyorum ama. Gökyüzünün o sonsuzluğundan ürken, anlık yıldızların kaybolup orta çıkışlarından tedirgin olan. Anladığımı söyleyemem pek ama olsun. Yıldızlar yine de güzel şeyler bence..

1 yorum:

  1. İzmir'e taşınmadan önce de yılda bikaç kez gelirdik. Anneme söylerdim İzmir'in ışıklarını görünce beni uyandırın diye. Uzaktan hoş gelirdi pırıl pırıl dağlar, içine girdiğimde kayboluyor çünkü o güzellik. Şehrin içinde ne o ışıkların anlamı kalıyor ne de yıldızların.
    Yıldız kaydıkça dilek de tutarım ben. Fikir hoş gelir. Gerçi bunca ışığın içinde onları yakalamak da zor.

    YanıtlaSil