28.1.11

iki gümüş

Lethe'nin kıyısında iki adam konuşmaktadır.
-Nasıl öldün?
-İdam edildim, ya sen?
-Bulunduğum yer yandı. Kemiklerimin çoğunu küllerden ayırt edememişler. Suçun neydi?
-Bilmiyorum. Suçluydum. Eskiden suçsuz olduğumu söylüyordum ama sonra ben bile inandım suçlu olduğuma.
-Nasıl yani? Neyle suçladılar ki seni?
-Bilmiyorum, bana sadece suçlu olduğum ve cezalandırılacağım söylendi.
-İtiraz etmedin mi?
-Suçsuz olduğunu düşünen kimse olmayınca neye, nereye itiraz edesin? Ceza verildi bana sadece.
-Öylesine suçlusun mu dediler yani?
-Aslında öylesine cezalısın dediler, suçluluk kısmı sonradan çıktı. Cezalandırılmak için suçlu olmak gerekir, değil mi?
-Evet de, çok saçma yani?
-Senin binaya ne oldu?
-Yandı işte.
-Kim yaktı?
-Bilmiyorum. Gece fazla içmiştim, sızmışım. Bir anlığına gözlerimi araladığımda her yerin alev alev olduğunu gördüm sonrasında duman zaten sessizce hazırladığı işi halletti.
-Acısız olmuş en azından sanırım.
-Evet, senin öyle olmadı mı? İdamda pek işkence etmezler.
-Öncesi işkenceydi bana yeterince. İdamda da ip boğazımı kesti biraz, o acıdı çok.
-Son hatırlanılan şey önemliymiş, öyle diyorlar.
-Nasıl yani, ne fark ediyor ki son ve ilk?
-Bilmiyorum, ben de anlamadım.
-Son hatırladıklarım suçlarımın cezası üzerine.
-Peki cezan neydi? Sadece idam mı?
-Hayır, cezam değişti sürekli. Pek çok şekillerde işkence gördüm. En sonunda bana artık çok olduğumu ve öldürüleceğimi, böylece artık biteceğini söylediler.
-Belki sadece hatırlamıyorsundur. Buranın havasından mı ne, anılar silikleşiyor. Yüzleri, isimleri hatırlayamaz hale geliyorsun. Ayrıntılar kayboluyor hep.
-Bilmem. Cezamı hatırlıyorum sonuçta. O değil de, neden bekliyoruz?
-Seni parayla gömdülerse buyur limana doğru geç. Kayıkçı ücretini ödeyenleri karşı tarafa geçirir. Bizler, burada gördüklerinin hepsi bedeli ödeyemeyeceği için buraya takılmış durumda. Bir mucize bekliyoruz artık.
-Burada da mı para!
-Evet, suçun parayla ilgili olabilir miydi acaba?
-Sanmam, o konuda bildiğim hiç kötülüğüm yok. Ne kazanışımda ne de harcayışımda. Düzgün yollarla kazandım ve hep iyi şeylere harcadım.
-O zaman üzgünüm ama burada da gerek para. En azından karşıdan karşıya geçmek için.
-Eee, ne yapıyoruz o zaman?
-Tanımadığın ya da yeni gelen birinin yanına gidiyor, sana güzel bir şeyler anlatsın diye bekliyorsun işte. Başka türlü geçmiyor zaman..
-Bu konuda yardımcı olamadım sana sanırım?
-Ben de sıkılmıştım o uğraştan zaten.
-Üzücü.. Sonsuza kadar burası ha?
-Evet, cehennem gibi..
-Ceza gibi..
-Suçumuz neydi ki?
-Yaşamak..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder