28.1.11

başımağrıyor

dibi kelime dolu bir kuyuya eğiliyorum gibi. parmak uçlarıma çarpıp kaçıyor sıyırıyor kelimeler. alamıyor, çıkaramıyorum hiçbirini. kuyunun dışında sessizliğimin sıkışıp patlamış haykırışı yankılanıyor hala, başımı inanılmaz ağrıtıyor bu. ara ara kafamdaki minik vanayı açıp bir şeyler boşaltıyorum. o da tıkanık durumda zaten, borunun önüne biriken büyük parçalar engelliyor boşalmasını küçük parçaların. belki de küçük parça yok, hepsi büyük artık kalanların. gittikçe daha fazla doluyor ama içerisi. büyük parçalarla belki. gereksiz küçük parçaları döküyorum dışarı, aralarında kişiliğimden parçalar var karışmış. büyük parçalar yolu tıkamasın ya da kırılsın diye sarstığım, dağıttığım kafama biraz fazla yapınca bunları çeperlerinde sıva dökülür gibi dökülüyor benliğimden parçalar. kelimelerin tekrar yükselmesini bekliyorum başında kuyunun. arada, zamanında dilekler dileyip kuyuya atmış kişilerin paslı paralarını görüyorum. etraflarındaki kelimeleri de paslandırıyor bazıları. paralar parlakken onları kelimeleri yakalamak için kullanırdık halbuki. zaman işte.. ne kötü şey.. nedensizce değiştiriyor her şeyi..


nefes almaya ihtiyacımın olmadığı bir dünya düşlemeye itiyor çevremdeki dünya beni bazen. insanlar sözcükleri hiç anlamıyor. cebimde sakladığım bir iki sözcüğü çıkarıp kemirmeye başlıyorum. karnım doyuyor. kusuyorum bir köşeye şiirsellikten olabildiğince uzak bir şekilde, tıpkı bu şekilde. zaman geçiyor, gün bitiyor. ardıma baktığımda bir arpa boyu yol alamadığımı görüyorum. üstelik hiç uzaklaşmamama rağmen başladığım yere dönmek için çok uzaktayım.

o kadar sessiz ki çok gürültü var..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder