13.12.10

ve adam bir şarkıya tutuldu..

Boşluğa baktı adam uzun uzun. Çoktan uzaklara dalmıştı gözleri aslında; ucuna yem misali kalbi takılmış aklının kancası ve yeni bir şarkıdan yapılma misinasıyla.. Kendine gelmeye çalıştı ama zihni, şarkıya tutunmayı tercih etti can havliyle. Anılarında canlandı şarkılar ve onlara tutunuşları. Ağzı buruldu, kil bir bardakta ağız dolusu tadılacak sıcak şarap diledi yanında olması için; olmadı. Yeterince inanmıştı aslında ama neyse. Bir kadeh kırmızı şaraba hatta şişenin dibinde kalmış bir yudum köpek öldürene bile razı olabilirdi aslında.. Ama hayır, o kadar aşağısı şarkıya hakaret olurdu. Bu geceyi ona bağlayan yegane şeydi o şarkı. Ruhunu bedenine, bedenini dünyaya bağlayan altın iplikti şarkı.

Akustik olduğunu tahmin ettiği gitarın tıngırtısıyla okşandı ruhu, müzik kulağı hiç yoktu aslında. Sadece duyardı o, anlamazdı. Anlamak için fazla aptaldı çünkü aptal olmasa bu kadar duymazdı. Belki, aslında hiç bir şey duymazdı ve yalnızca çok aptaldı. Oltanın ipi oynadı, titreşti kalbi ve zihni. Dağıldı düşünce bulutları. Şarkı bitti ve yeniden çalmaya başladı..

Cümleler geldi, cümleler gitti. Şarkı defalarca çalmaya devam etti. Şarkı dürüsttü, inanılasıydı, her güzel şey gibi. Şarkı değişmezdi, paranoya şarkıyı zehirleyemedi diğer her şeyi zehirlediği gibi. Şarkılar hiç yalan söylememişti. Şarkılara hiç güvenmesi gerekmemişti. Şarkılar aslında gelip geçmişti.. Cümleler geldi, cümleler gitti. Pek çok düşünce silinip nisyana gitti. Şarkıya nasıl güvendi ve tutundu?. Şarkı onu hiç düşürmemişti. Şarkı onu hiç tutmamıştı. Şarkıların bu düzlemde hiç işi olmamıştı.. Bir şarkı onu düşürse, diğer tüm şarkılardan kuşkulanacak olmasından korktu. Her şeyde böyle olmamış mıydı? Merdivenden ilk kayışından önce merdivenlerden kayılabileceğine hiç inanamamıştı. O eski odun sobası elini yakana kadar sobaların o derece kızgın olabileceğine hiç inanamamıştı.. Daha önce hiç bir şarkı tarafından yüzüstü bırakılmamıştı. Cümleler geldi, cümleler gitti.. Şarkıya tutundu, boşverdi.. Ne zaman bittiğini kestiremedi şarkı tekrar başladı ya da nakarat zamanı geri geldi.

Şarkı adamın kalbinin derinliklerindeki bir şeye tutundu, sarıldı. Şarkı işini biliyordu adamsa düşünmemeyi tercih etti. Aslında düşündü, gözlerinde oluşmaya çalışan minik ve tuzlu su damlalarına engel oldu. Şarkının sarıldığı şeye değil, şarkıya baktı. Şarkı bitti ve yeniden başladı. O ise sadece baktı.. Ağzı buruldu, bir yudum sıcak şarap diledi ama hayat her çok istenen dilekteki gibi bunu da beklemeye bıraktı. Şarkı bitti ve yeniden başladı. Zaman, her eğlenceli anı kıskanışı gibi bu anı da kıskanarak hızla geçirdi kendisini.. Şarkı bitti ve yeniden başladı..

O gece adam, o şarkıya aşık oldu işte bu şekilde. Şarkı onu tuttu, kendine çekti, sıcacık hissettirdi. Adam gözlerini kapadı, şarkının ardını aklına getirmeye ürktü. Üzerindeki yaraları örttü.. Şarkı, melodileriyle adamı usulca öptü. O gece adam, şarkıya aşık oldu. Ruhunu şarkıya bıraktı.

İrkildi adam, yüzü katılaştı ve öylece durdu. Şarkıyı çalan müzik çaları susturdu. Sessizliğin içinde, zihnindeki şarkıyla bir süre sadece öyle durdu. O gece adam, bir şarkıya aşık oldu. Şarkıyı ve şarkının tutunduğunu seyredip durdu. Tadını hayal ettiği şarap ile sarhoş oldu. O gece adam, öylece boş boş durdu..

Gözlerini güzel düşlere kapatıp çok ama çok uzun zaman sonra, ilk defa, rüya görme umuduyla uyudu..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder