24.12.10

kısa kısa not not 2

-"Ruhumu kurtarmaya mı çalışıyorsun?" The Fall
Çok severim bu filmi. Küçük kızın optimistliği, adamın uyarlamaları, kızın hayal gücü, umutsuzluk, müzikler, öykü, masal, büyü, insan..
-The Fall, Ink gibi filmleri toplayıp saatlerce izleyip sonra uyumak veyahut dışarı çıkıp yürümek gerek.
- Gece Gece'nin "yalan dünya" veyahut "gelemem" adında bir şarkısı var. Abuk bir resmin durduğu bir youtube vidyosundan dinliyordum, şimdi baktım fizy açmadı nedense. Link veremiyorum bu nedenle.
-Ankara'ya gişimi erteledim.
-Yapmak istediğim şeyleri yapmadım.
-Pazar sınavım var. Buca Tınaztepe'de. İzmir'in hiç gitmediğim yerlerinden biri. Uzun ve zor bir sabah olacak gibi..
-Anahtar, tüy, şişe, bazen maske. Boşverin siz ama.
-Benim bazen gözlerim bozulur. Bazen ama; yakını okuyamam, göremem, seçemem.. Ama bu nedense bir türlü doktora gittiğim zamana denk gelmiyor ve onlar bunun nasıl ve neden olduğunu bulamıyor hatta genelde açıklama yapmaya da üşeniyorlar. Onlar en iyisini bilir, değil mi? Evek. 'k'.
-İletişimsizlikten yakınıyorum en fazla, kurmak istediğim iletişim ise bilinmiyor sanırım..
-Tükenmemem gereken zamanlarda tükeniyorum. Tükenme hakkımı talep ediyorum.
-"The Fall"ın sonunda hep üzülür, hüzünlenirim..
-Hala sınava çalışmadım ben aslında, bir ara oturup finalere de çalışmalıyım.
-İki kolye alıp onlardan bileklik yapmayı denedim, oldu mu deneyemedim.
-Elimden geldiğince susmaya karar verdim artık..
-Bazı kelimeler olmadıkları hallerinde daha güzeller ve kişilere haslar, öyle saklanmalı ve kalmalılar.
-Melankoli kokuyor saçlarım, uçları kırık kırık ve tiftik tiftik.. An geliyor, tabiri caizdir ki delleniyorum, kestiresim geliyor. Nasılına karar veremeyip vazgeçiyorum. Aklımdaki şekillerin hiç birini yapamayacağımı oldukça iyi biliyorum aslında, o da çok şey değiştiriyor.
-Sigara hiç sevmem. Kokusundan hazzetmem. Aromalılarını falan da denedim az biraz, onları da sevmedim. Her ne kadar dudaklarımda çikolata tadı bıraksa da kaptan blek bile kötü bir tada sahip. Pipo çok güzel kokabiliyor, tadı da idareder denebilir. Nargilenin tadı çoğunlukla güzel. Canım nargile istedi, ordan bu konu geldi. Öyle işte.
-Az önce yanlış bir tuşa bastım ve tüm bu yazılar kayboldu. Üzgünüm ama draft'a kaydedilmiş hepsi, sizi bu işkenceden kurtaramadım.

dünlük

dün gece bir an dellenip blogun renklerini falan değiştirdim. çok göz yorucu oldu sanki ama, bilemedim.

Bugün 10 kilometre kadar yavaş yavaş yürüyüp, uzun zamandır ilk defa dışarıda yalnız yemek yiyip, müzik dinleyip, kararlar verip, düşünüp, yorulup dinlendim. Sanırım kendimi daha iyi hissediyorum artık. Şehrin eskiden çok aşina olduğum ve artık hiç uğramadığım bazı sokaklarından geçtim tekrar tüm beğenmediğim anılarımı gözlerimin göremediği yerlerde bırakarak. Eğlenceliydi aslında ya da sıkıcı değildi diyelim.

Hayat çok garip.
Hayat çok zor.
Hayat çok abuk.
Hayat çok sıkıcı.

Başıma gelen şeylerin yarısı benim suçum. (ama suçum olmayan bir yarıya sahibim ve sahip olmayanları gördükçe kendimi biraz daha iyi hissediyorum fakat onlar için üzülüyorum falan..)[tekrar okudum da, çok ukalacaymış gibi düşünülebilesi bir cümle kurmuşum ama aslında anlatmak istediğimi anlatmak için daha fazla açıklama yapmaktansa bunu yapmayacağımı uzun uzun yazmayı tercih ettim şimdi nedense]

Yarın o unutup durduğum buğday poşetini alıp Konak meydanda ve Üçyol'daki parkta kuş doyurmayı planlıyorum.. Üşenmeyip yapmam dileğimle. Eşlikçi veya destekçi kabulümdür. (o_O)

23.12.10

ne ile yıkayınca temizleniyordur ki ruh?..

Dinginliğe ulaşmak için arı bir ruha sahip olmanın gerekliliği ve dinginliğin insanın önündeki engelleri aşmasına yardım edeceği üzerine bir şeyler söylendi, ne kadar ironik geldi anlatamam. Ne ruhumun olduğuna (ruhlara inanmıyorum değil, ruhumun olduğuna inanmıyorum pek sadece. kişisel bir durum yani) ne de dinginliğin yolunun onu arındırmakta olduğuna inanmayı başarabiliyorum. O işe, o kadar işe yarayan bir dinginlik varsa da bunun yolunun ruhtaki kötülükleri temizlemek olması inandırıcı gelemiyor. İki cümle arasında uzun uzun düşündüm aslında ama yok yani, çok garip. Üstelik nasıl bir kir ki bahsettikleri? Kıskançlıklar, kinler, hırslar, haksızlıklar, takıntılar, korkular belki kararsızlıklar.. Ne çok 'k' varmış böyle. Nasıl kurtulunur ki bunlardan? Ya da tüm bunlardan kurtulunca ben hala ben olur muyum? Ama düşünüyor bazen insan, huzurlu bir süreç geçirdikten sonra daha iyi hisseder ya kişi kendini. O huzur anlarında tüm bu k ve benzerlerini düşünmezsin zaten, kısa süreli kurtulmuş sayılabilirsin. Acaba bahsettikleri bu tarz bir şey mi?..

Aslında kafamı asıl kurcalayan soru, cennetin yolunu görsek tanır mıyız yoksa o olmadığını düşünebilir miyiz?..



Odamda bir poşet buğday var, bir ara Konak'a gidip güvercin beslemek istiyorum. Ardından vapura binmek amaçsızca. Belki Alsancak'da sıcak bir kahve ya da sıcak şarap içmek. Muhabbet edilebilecek birilerinin eşliği. Bir iki sahaf kurcalamak ve güzel kitaplar bulmak. Bunları yapabilsem ruhum biraz temizlenebilir belki mesela. 

22.12.10

Gitmeden önce bir kahve daha

Sabahın köründe uyanmışlığın işe yaramazlığının fark edilip uyumak için saati çok geç bulmak ve aslında yapacak hiç bir şeyin olmadığının fark edilmesi. Önceki gecenin ana konularından birinin bu boşluk durumu olması ve çaresiz hatta belki laubalice çözümler düşünülmesi. İmrenilip yapılamayanlar, imkansızlıklar, imkansız gelenler..

Hani sanki uyanınca her şey değişecekmiş gibi hissettirip kendisine çeken bir uyku vardır ya göz kapaklarına bastıran, işte onunla doluymuş gibi sanki tüm vücut bazen. Miskinlik, uyuşukluk ve kendine itiraf edemediklerinin seremonisi var kulaklarda uğuldayan. Gerçek çok ama çok uzakta ama hala keskin hala sivri hala acı..

Eskiden bir nebze hayata tat ve renk katan sözcükleri birleştirip yazılar yapmaca oyununun bile bir eğlencesi hatta daha da kötüsü, oynamak için bir nedenin kalmaması ve boş boş oturmak kişinin kendine yaptığı bir işkenceden başka nedir ki? İstemsizce kendini kırbaçlamak gibi..

Bir iş, bir uğraş bulmalı..
Uykum var..

0,1,2

13.12.10

ve adam bir şarkıya tutuldu..

Boşluğa baktı adam uzun uzun. Çoktan uzaklara dalmıştı gözleri aslında; ucuna yem misali kalbi takılmış aklının kancası ve yeni bir şarkıdan yapılma misinasıyla.. Kendine gelmeye çalıştı ama zihni, şarkıya tutunmayı tercih etti can havliyle. Anılarında canlandı şarkılar ve onlara tutunuşları. Ağzı buruldu, kil bir bardakta ağız dolusu tadılacak sıcak şarap diledi yanında olması için; olmadı. Yeterince inanmıştı aslında ama neyse. Bir kadeh kırmızı şaraba hatta şişenin dibinde kalmış bir yudum köpek öldürene bile razı olabilirdi aslında.. Ama hayır, o kadar aşağısı şarkıya hakaret olurdu. Bu geceyi ona bağlayan yegane şeydi o şarkı. Ruhunu bedenine, bedenini dünyaya bağlayan altın iplikti şarkı.

Akustik olduğunu tahmin ettiği gitarın tıngırtısıyla okşandı ruhu, müzik kulağı hiç yoktu aslında. Sadece duyardı o, anlamazdı. Anlamak için fazla aptaldı çünkü aptal olmasa bu kadar duymazdı. Belki, aslında hiç bir şey duymazdı ve yalnızca çok aptaldı. Oltanın ipi oynadı, titreşti kalbi ve zihni. Dağıldı düşünce bulutları. Şarkı bitti ve yeniden çalmaya başladı..

Cümleler geldi, cümleler gitti. Şarkı defalarca çalmaya devam etti. Şarkı dürüsttü, inanılasıydı, her güzel şey gibi. Şarkı değişmezdi, paranoya şarkıyı zehirleyemedi diğer her şeyi zehirlediği gibi. Şarkılar hiç yalan söylememişti. Şarkılara hiç güvenmesi gerekmemişti. Şarkılar aslında gelip geçmişti.. Cümleler geldi, cümleler gitti. Pek çok düşünce silinip nisyana gitti. Şarkıya nasıl güvendi ve tutundu?. Şarkı onu hiç düşürmemişti. Şarkı onu hiç tutmamıştı. Şarkıların bu düzlemde hiç işi olmamıştı.. Bir şarkı onu düşürse, diğer tüm şarkılardan kuşkulanacak olmasından korktu. Her şeyde böyle olmamış mıydı? Merdivenden ilk kayışından önce merdivenlerden kayılabileceğine hiç inanamamıştı. O eski odun sobası elini yakana kadar sobaların o derece kızgın olabileceğine hiç inanamamıştı.. Daha önce hiç bir şarkı tarafından yüzüstü bırakılmamıştı. Cümleler geldi, cümleler gitti.. Şarkıya tutundu, boşverdi.. Ne zaman bittiğini kestiremedi şarkı tekrar başladı ya da nakarat zamanı geri geldi.

Şarkı adamın kalbinin derinliklerindeki bir şeye tutundu, sarıldı. Şarkı işini biliyordu adamsa düşünmemeyi tercih etti. Aslında düşündü, gözlerinde oluşmaya çalışan minik ve tuzlu su damlalarına engel oldu. Şarkının sarıldığı şeye değil, şarkıya baktı. Şarkı bitti ve yeniden başladı. O ise sadece baktı.. Ağzı buruldu, bir yudum sıcak şarap diledi ama hayat her çok istenen dilekteki gibi bunu da beklemeye bıraktı. Şarkı bitti ve yeniden başladı. Zaman, her eğlenceli anı kıskanışı gibi bu anı da kıskanarak hızla geçirdi kendisini.. Şarkı bitti ve yeniden başladı..

O gece adam, o şarkıya aşık oldu işte bu şekilde. Şarkı onu tuttu, kendine çekti, sıcacık hissettirdi. Adam gözlerini kapadı, şarkının ardını aklına getirmeye ürktü. Üzerindeki yaraları örttü.. Şarkı, melodileriyle adamı usulca öptü. O gece adam, şarkıya aşık oldu. Ruhunu şarkıya bıraktı.

İrkildi adam, yüzü katılaştı ve öylece durdu. Şarkıyı çalan müzik çaları susturdu. Sessizliğin içinde, zihnindeki şarkıyla bir süre sadece öyle durdu. O gece adam, bir şarkıya aşık oldu. Şarkıyı ve şarkının tutunduğunu seyredip durdu. Tadını hayal ettiği şarap ile sarhoş oldu. O gece adam, öylece boş boş durdu..

Gözlerini güzel düşlere kapatıp çok ama çok uzun zaman sonra, ilk defa, rüya görme umuduyla uyudu..

8.12.10

kısa kısa not not

Kudzu muhteşem bir bitki. Hep büyüyebilen, önüne geçen her şeyi kaplayan bir sarmaşık türü kendisi. Binaları kaplasın, arabaları kaplasın, buzdolaplarını kaplasın, şehri kaplasın istiyorum! Tüm gürültüyü yesin istiyorum! Dünyayı kudzu ile kaplayıp üzerine yeni bir dünya kuralım istiyorum. Bugün dünyayı yok etmek değil, değiştirmek istiyorum. Bugün kendimi değiştirmek istiyorum.

Zaman zaman gelip gider ya hani zihindeki isyanlar, onun gibi işte. Seslere, tıkırtılara, çınlamalara, cızırtılara anne karnından alışıyor belki artık insanlar. Orası bile sessiz değil artık. Her yönde gürültü var, kafalarımızın içi bile dolup taşıyor gürültüyle. Mutlak sessizliği bulduğumuzda, avazımız çıktığı kadar bağıracağız hepimiz.

Bundan istemek istiyorum aslında ama, neyse. Siyah, kırmızı belki bordo olan. Siyah kürk(fur?) olan falan. Takar mıyım bilmiyorum, bereleri hiç sevmem. Alsam takabilirim aslında. Amma ve lakin sonra toplum bana ne takar, bilemedim. Ben insanlığı hiç istediğim gibi sevemedim..

Bence her yetişkin Küçük Prens okumalı üç ayda bir defa. Tek düzeleşmiş hayatın bize unutturmaya çalıştığı bazı bizi biz yapan ayrıntıları hatırlayabilmek amacıyla sadece. Asimile, dejenere olmamak için..


Girls in Hawaii dinliyorum bu aralar. Fizy'de bulamadım. Plan your escape, Catwalk falan öneririm ama. Özellikle Plan Your Escape güzel. En azından ben sürekli dinliyorum sanırım.

LastFM'im oldu benim. Formspring'i de geri açtım nedense. Neyse, kendim hakkında fazlaca dedikodu yaptım sanırım.

Sebep olduğum tüm sıkıntı ve zaman kaybı için özürler.

6.12.10

emoldumben

Her nedense bir süredir kelimelerim birleşip cümle oluşturmakta zorlanıyorlar. İlgimi toparlayamıyorum sanki. Anlamsız cümlelerle dolu tüm yazılarım. Defterime aldığım ufak notlar bile. Cümlenin başı ve sonu arası iletişimsizlik var resmen. Farklı dünyaların insanıyız, aşkımız imkansız muhabbeti yapmaya başladılar. Birinin dağı delip su getirmesi gerek. Bu biri ben miyim? Doğrusu henüz bu cevabı bulamadım. Bu dağınıklığımın nedenini bulmakta zorlanıyorum.. Az kitap okuyorum belki şu aralar ama daha da az okuduğum zamanlar oldu. Çok televizyon izliyorumdur belki, buna suç atabilirim. Belki kafam karışıktır. Belki çok rüya görüyorumdur. Belki tatil lazımdır, ki bunun bahanesi asla bitmeyecek zaten o nedenle kesin tatil lazımdır.

Ben diyorum ki; yaşlıyım. Restore edilmesi gereken eski bir bina gibiyim. Kendimi yıkmaya kıyamıyorumdur belki. Ah kimi kandırıyorum kendimi yersizce, yüzlerce yıkışım vardır eminim ki tarihimde. Huzur arayışımın çıkmaz sokağındayımdır belki.

daha fazla huzur gerek.

emo eshe sustu.

bençoksıkıldım.

1.12.10

annem garip kadın.

eshe ders çalışmaya çalışmaktadır
anne: hadi allah zihin açıklığı versin
eshe: olmayınca zihin vermiyor işte ama, sorun orda
anne: versin işte!?! çalış!
eshe: (o.O)