6.11.10

tedbili kıyafet gezmek gerek bazen

haydi benimle gel! seni bir yere götüreyim! bakma öyle, acele et ve hazırlan. nasıl bir yer diye sorma, süpriz olacak aslında ama dikkat etmen gerek giysilerine unutma. rahat bırak o dolabı, dinle beni önce bir; en güzel gülümsemeni giy şimdi üzerine, kıyafet kontrolü varmış kapıda. mantıksız falan deme bana sakın, giy işte gülümsemeni. ne bakıyorsun öyle? seçemiyor musun? gıdıklayıp yardımcı olabilirim istersen? hayır, kötü kötü bakmamalısın gülümsemelisin. bu yetersiz, daha canlı. hayır, şimdi de çok yapmacık oldu. içten gülmen gerek. başarabilirsin biliyorum! hah, oldu sayılır. hadi gidelim!

tamam, dolabı yeterince kurcalatmamış olabilirim ama ihtiyacın olan kıyafet orada değildi ondan bakma bana öyle kötü kötü. gülümsemen gerekiyor senin orası için. hadii, en azından numara yap bir süre. girene kadar, orada numara yapacağını sanmıyorum zaten. hayır, seni gülümsetecek bir yere götürmüyorum. gülümsetecek bir yere götürsem neden ön koşul gülümseme olsun ki? anlamıyorsun bence sen bu işlerden. ya da unutmuşsun. belki özel olarak düşününce o şekilde düşünülemiyordur bu, neyse önemli değil. sen gülümse ve bana bırak gerisini şimdilik.

evet aslında, gittiğimiz yerde zaten gülümseyeceksin. ama oraya gülümsemeden girersen neyin seni gülümseteceğini muhtemelen asla göremeyeceksin. nasıl mı? şöyle diyeyim: "gülümsemeyi bilenler ve gülümseyebilenlerin bizimkine bitişik ve yapışık ama bambaşka bir dünyası var aslında." merak etme, görünce kesin tanıyacaksın..

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder