15.11.10

spor sağlığa zararlıdır

ne garip bir dündü. sabahın erken saatlerinde asker emeklisi, zar zor yürüyen ve kafası pek bir garip çalışan bir amcanın yolumu kesip kendisine hastaneye kadar eşlik etmesini istemesiyle başlayan günde zihnimi amcanın "alfabenin ilk üç harfi nedir?"(a, l, f evet.), "türkiye'nin en karanlık yeri neresidir"(bodrum, evet), "istanbul'ta bir tane, izmir'de iki tane ankara'da hiç olmayan nedir?"('i' ve bence bu başarılıydı. daha doğrusu amcanın soruları sıralayış şekli de oldukça iyiydi. sanırım bunu yapıyor iki üç günde bir birilerine) gibi sorularla yarı uyandırıp yarı bulandırarak bomba gibi bir başlangıç yaptık. sürekli yokuş aşağıya yürüyünce kordon'a çıkacağımı bildiğimden, farklı ve olabildiğince daha önce geçmediğim yerlerden geçerek yürümeyi deneyip bir an kendimi onbeş yirmi yıl öncesinde bulduğumu zannettiğim bir sokağa denk geldim. eski markaların teneke kutuları istiflenmiş bir bakkal, eskimsi görünüşlü binalar, bir küçük hırdavatçı-tamirci sonra geçtim tabii oradan ama bir an zamanda bir boşluk bulup bulmadığımdan ya da neverwhere'e geçiş yapıp yapmadığımdan şüphelenmeye başlamıştım.

buluşma yerine gittiğimde bekledim. evet. ama bu normal bir şey bence. bundan 3-4 sene önceki garip arkadaşlıklarımın bir kalıntısı olan ve izmir'de yaygın şekilde görüldüğünü düşündüğüm geç kalma hastalığımdan kurtulmaya çalışma çabalarından biriyle 5-10 dakika gecikerek gelmeme rağmen kimse yoktu. sonra geldiler tabii. güzelyalı civarında bisiklet kiralayan yerler varmış. oradan birer bisiklet kiraladık, 10-11 kişi falan ve yola koyulduk. düşünüyorum da, ben en son 10 sene önce falan binmiştim sanırım bisiklete ki annemle ben evden çıkmadan önce yaptığımız muhabbette annem bu fikrimin çok saçma olduğunu muhtemelen benim bisiklete binmeyi bilmediğimi artık falan filan düşünüyordu. hatta anneme "en kötü ölürüm" falan diye geyik yaptığımda annem bana "daha kötüsü var, sakat kalırsan falan ne yapacaksın" dedi. annem garip kadın. günümüm dumuru buydu evet, yaşlı amcadan önce oldu üstelik. unutuluyor işte. neyse; bir iki sendeleyip alıştım bisiklete öyle.

üçkuyulardan vapurla karşıya, bostanlı'ya geçtik ve oradan sasalı'ya doğru ilerledik. yol üzerinde izmir'in olası en sessiz yerlerinden birkaçıyla karşılaştım ve mutlu oldum. muhtemelen hepsi benden daha sportif olan insanlara yetişmeye çalışmakla hırpaladım kendimi. gidiş uzun ve yorucuydu. sert selelerin gazabına uğramış tüm bizler düz bir yerlere oturmanın rahatlığını sasalı'da gördük. mangal falan yakıldı, konuşuldu vesaire. hatırlamıyorum, yorgundum. önceki gün yanan yağmurun azdırdığı sinekler hepimize saldırırken akşam yaklaştıkça sayılarının artacağını ve karanlıkta o yolu geri dönmenin zor olduğunu(ışık yokmuş hiç) anlayarak geri döndük 1-2 saat sonra. yolda sivrisineklerin yoğun saldırısıyla karşılaştık. gözüme 2-3 defa sinek kaçtı. en geriden gelen olma ünvanımı gidiş yolunda alıp, dönüş yolunda da korudum. diğer bisikletlerin fazla yaklaşışına paniklemem üzerine bir ara her yanım sarılarak korkutulmaya çalışmam ve "hepinize aynı anda çarparım bence ben!?" diye bağırışım üzerine dağılmaları da ilginçti tabii. güzel gündü. yer yanım ağrıdı. sanırım toplamda 30km kadar bir yol yaptım.

ertesi gün olan bugün her yanım ağrıyor. deyim falan değil, her yanım. dilim ve dişim belki ağrımayan yerlerimdendir mesela. tenimde ağrımayan yerlere denk gelen kısımların çoğunda da sivrisinek ısırığı var. ayrıca insanlar sert selenin kendilerine batmasından şikayetçi olurken ben sert seleden dolayı kendi leğen kemiklerimin bana batmasından dolayı acı duyuyorum. zayıf olmanın zararlından biri daha işte. neyse;

gittim 2-3 internet hesabımı kapattım. feysbukumu temizledim biraz bilgilerden. telefonumu kapattım uzunca bir süre. inzivaya çekilesim var tabii bir de. çelişesim geldi.

günün yeni konusu: benimle doğrudan ilgili ve üzerimde etkili olup benim etki edemediğim şeylerden daha az nefret etme yolları bulmak.

2 yorum:

  1. Annen garip değil, ölümden daha kötü değil midir sakat veya felçli kalmak?
    Gerçekçi kadın vesselam.

    YanıtlaSil
  2. bilmiyorum. ben hiç karar veremedim bu konuda. ama annemin gerçekçiliği komacan bir gerçek >_>

    YanıtlaSil