28.10.10

tan

tan rengi metaliyle hançer havayı kesti. tutanın elini kesti. gelen ışığı kesti. tutan el titreyecekti ki titremeyi kesti bıçak. kavrandı. kavramlara tutundu tek başına. onu tutanı tuttu sıkıca. titremedi. direndi.

tan rengi hançer taşıdığı ölümü kesti. zaman geldi, teni kesti. akıtması gereken kanı kesti. sevgiyi de kesti, nefreti de kesti. tan rengi hançer, ruhu kesti. tan rengi hançer, ruhunu kesti.

pusluluğun ardındaki karanlığın sonsuzlaştığını görünce tanrılardan biri tan rengi hançer ile geceyi kesti. gecenin ağır yarasından ışık kanadı, güneş aktı. tan rengi hançer karanlığı kesti, ışık aktı dışarı. ışığa yaklaştı, onu deşti ve kesmemek için tan rengine tanrıyı kın etti.

tan rengi hançer tanrıyı kesti. tan rengi hançer, kan rengine değişti. tanrı gitti, kan gitti, tanyeri kaldı. tan vakti, kan ağladı.

sonunda, eskiden kalan herkes gitti.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder