9.9.10

kustum

"midem bulamıyor." diye düşünceledim. kalbimi sindirmek için yola çıkmıştık ama bir de baktık ki kalp kirletmiş hep etrafını, her tarafını. bağırdık sorduk nedir bu hal diye "vallahi ben yapmadım, hep attılar buralara aslında bunları, arada kaldım ben," dedi. sesi titriyordu, önemsemedik tabii biz. böbreklere falan sorduk, ağır ağır gelip hallettiler işi. duyduk ki işemişler sonra ama bize ne, işimiz başka.
an geçti, belki bir kaç gündü. "kalbim ağırlıyor." diye düşünceledim bizi ağırlarken kalp. etrafta atalarının resimleri vardı duvarlara dayalı. asılıp indirilmiş resim ve fotoğrafların izleri de duruyordu duvarların üstlerinde. çivi deliklerinden ve çatlaklardan akıntı yapmıştı biraz ama dekoru tamamlıyordu akıntının tonu. duvarlara dayalı fotoğraflardan bazılarını tanıdım. böbrekler biz girerken götürüyordu onları. soracaktım, vazgeçtim. ben bakınca anladı zaten o; "eskilerden biri," dedi. "içini boşalttı yan odaya ve gitti, biter sandı kendi için ve belki de bitti ama bizlere bıraktı tüm yükünü," dedi. "intihar işte." dedim. anladı mı emin değilim.
midemle baş başa bıraktım kalbimi. şişip birbirlerini rahatsız etmeye başlamışlardı gecenin bir vakti. hiç nokta kullanmadıklarını fark ettim. tüm noktayla biten cümlelerime rağmen onların hep virgülleri vardı. virgüllerle konuşmak istedim, olmadı. başım ağrıdı. sonra ona çıktım ağırlasın beni diye; evde olmamasını o kadar çok istedim ki aslında ama olmadı. oradaydı. bir bira içtik, o gitti. ben kaldım.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder