22.9.10

Nisyan sınırına gitsekde ip atlasak

Nisyanın sınırında bir yerde tatile gitmek istiyorum. Oralar sessiz oluyormuş. Eski zaman, düş ve düşüncelerin kalıntılarıyla dolu. Gideni ve geleni olmayan yer. Lethe ve Styx'in sesi duyulur bir ihtimal uzaktan. Varsa tabii bir sesleri. Ya da hatırlanabilir mi? Bir yazlık süper olurdu. Havuz, balkon falan. Işık alması da önemli tabii. Nisyana düşmek istemem sonuçta. Temkinli yürüyüşlere çıkmak güzel olabilirdi ama. Nisyandan uzaklaşmak biraz. Unutulmuşluk sınırındaki yapılar arasında dolaşmak, kaybolmak. Eski yapıları hep sevmişimdir. Belki insansızlıkları belki unutulmamaya çalışmışlıkları bana bunu yapan. Beyazlıkları da ayrı bir ironi bence. Aradan geçen yıllar, ölümler ve doğumlar sonrasında beyaz ya da beyaza yakın kalmaları. Gördüğüm çoğu yer beyazdı en azından. Tarihi değil, kalmışlıklarını sevdim ben hep oraların. Nisyanın kıyısında çokça olmalı bu harabelerden.

Tatile gitmeliyim. Sessiz, sakin, huzurlu bir yerlere..

9.9.10

kustum

"midem bulamıyor." diye düşünceledim. kalbimi sindirmek için yola çıkmıştık ama bir de baktık ki kalp kirletmiş hep etrafını, her tarafını. bağırdık sorduk nedir bu hal diye "vallahi ben yapmadım, hep attılar buralara aslında bunları, arada kaldım ben," dedi. sesi titriyordu, önemsemedik tabii biz. böbreklere falan sorduk, ağır ağır gelip hallettiler işi. duyduk ki işemişler sonra ama bize ne, işimiz başka.
an geçti, belki bir kaç gündü. "kalbim ağırlıyor." diye düşünceledim bizi ağırlarken kalp. etrafta atalarının resimleri vardı duvarlara dayalı. asılıp indirilmiş resim ve fotoğrafların izleri de duruyordu duvarların üstlerinde. çivi deliklerinden ve çatlaklardan akıntı yapmıştı biraz ama dekoru tamamlıyordu akıntının tonu. duvarlara dayalı fotoğraflardan bazılarını tanıdım. böbrekler biz girerken götürüyordu onları. soracaktım, vazgeçtim. ben bakınca anladı zaten o; "eskilerden biri," dedi. "içini boşalttı yan odaya ve gitti, biter sandı kendi için ve belki de bitti ama bizlere bıraktı tüm yükünü," dedi. "intihar işte." dedim. anladı mı emin değilim.
midemle baş başa bıraktım kalbimi. şişip birbirlerini rahatsız etmeye başlamışlardı gecenin bir vakti. hiç nokta kullanmadıklarını fark ettim. tüm noktayla biten cümlelerime rağmen onların hep virgülleri vardı. virgüllerle konuşmak istedim, olmadı. başım ağrıdı. sonra ona çıktım ağırlasın beni diye; evde olmamasını o kadar çok istedim ki aslında ama olmadı. oradaydı. bir bira içtik, o gitti. ben kaldım.

yok

evet sen yürürken insanlar sana bakıyor. evet yüzleri asık. evet garip ve aykırı olan sensin. herkes tek. sen tek. onlar senden farklı. herkes senden farklı. sen onlarla aynısın. o senden farklı. o herkesden farklı. o sensin. ama sen o değilsin. evet. bakıyorlar. bakıyorsun. baktın. bak. gördün mü?
.. git uyu. ya daha iyisini yap, git uyan.
sıkıldım artık senden.
elveda ve sonra görüşürüz.

5.9.10

myphilosophy

http://fizy.com/s/1ltvcl
insanlara inancımın yüksekliğiyle kapattığım kendime inançsızlığımdan merhaba.
belki yalan söylüyorumdur kim bilir ama kendim için bir şeyler yapmaya genelde üşenen bir insan olarak doğruyu söylüyor da olabilirim. "insanlar çevrelerindekileri, kendilerinin yapabilecekleriyle yargılarlar" diyorlar. günün bir kısmında bu söze takıldım ve düşündüm. insanların yapmalarından korktuğum şeyleri gerçekten yapar mıyım? oha be. yapmam. yuh.

insanların anlaşılmayan ve anlaşılmaması için varolan motivasyonlarına alışamıyorum.
misantropikleşiyormuşum gibi geliyor bu aralar. anlamamak daha faza sinirlendiriyor beni. belki midem de bulanıyordur. bazen tiksinesim geliyor, ama olmuyor. ne beceriksizim? o_O

insan isteyince mutlu olabiliyor, peki neden isteyince tiksinemiyorum? tiksinmek, mutlu olmaktan daha zor bence.



mouse guard diye bir oyun var, frp şeysi. kedisiz ve insansız bir dünyada, zeki ve becerikli farelerin yaşama savaşı. fare toplumunu korumaya and içmiş cesur, onurlu ve hatta şövalye ruhlu fareler. çok sevimli ve bir o kadar da acımasız/gerçekçi bir kurgu. sevimlilik ve gerçekiğin ortak noktası şimdilik benim için. üstelik kitaplarındaki çizimleri inanılmaz sevimli ve pofuduk! çok ironik, çok çelişkili, süfer bişi! (heyecan yapmak, ev ve el yapımı heyecan)